https://www.highrevenuegate.com/pqxbdf5xa4?key=0fa5a3e34ecb571364a40d5443900081

1969 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1969 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ekim 2023 Pazartesi

What A Night For A Knight

 

Filmimiz kamyonetin yolda ilerken kamyonetin römorkunda bulunan kutudan çıkan şövalye ile başlar. Daha sonra Shaggy ve Scooby yolda yürürken Shaggy Scooby’ ye sinemadan eve yürümek için ne de hepsi de senin iki kez Kuzey Ormanı bekçisi Köpek Yıldız filmini iki kez seyretmek istediğin için oldu der. Daha sonra ikili bir ses duyarlar. Scooby bu da ne diye sorunca Shaggy korku içinde Scooby’ye çalıların arkasından geliyor sen kontrol ben senin arkandayım diye karşılık verir. Bunun üzerine Scooby alaycı bir tavırla çok sağ ol diyerek kafasını çalılara sokar.  Scooby bir şey yok dedikten sonra burnuna gelen kurbağa zıplayınca Scooby havlayarak kurbağayı kovalar. Shaggy Scooby ‘in arkasından dur beni bekle diyerek koşar. Shaggy Scooby ’in peşinden bekle diyerek koşarken Scooby’ ye çarpıp düşer. Shaggy Scooby’ ye bir dahaki sefere işaret ver dedikten sonra terk edilmiş kamyoneti fark eder. Shaggy ve Scooby kamyonete daha yakından baktığında sürücü koltuğunda zırhında boş şövalye zırhı görürler. Daphne, Velma ve Fred kamyonetin yanına gelir. Daphne Shaggy ’ye haklıymışsın der. Bunun üzerine Fred boş bir şövalye zırhı bu kamyonetin sürücü koltuğunda ne işi var deyince Shaggy belki de gece yürüyüşüne çıkmıştır diye espri yaptıktan sonra Shaggy ve Scooby espriye gülerler. Velma Shaggy amma da komikmiş der. Daphne bu korkutucu hurda kim ait dedikten sonra Fred römorktaki kutuda İngiltere Londra’dan Jameson Hyde White isimli birisine ait der. Daha sonra Daphne yerde bulduğu kâğıdı okuyup bu eski şey müzeye götürülecekmiş dedikten sonra Daphne şayet profesör aracı kullanıyorsa ona ne oldu o zaman diye sorar Bunun üzerine Fred hadi bu gizemi çözelim der.


Ekip kara şövalye zırhını müzeye götürdükten sonra müze müdürü Bay Wiggles sanırım zırhı getirdiğiniz için teşekkür etmeliyim ama Profesör White’in gizemli kayboluşu sayesinde keşke bulmasaydınız der. Daphne nedenmiş diye sorunca Bay Wiggles Daphne ’ye efsaneye Kara Şövalyenin zırhı her dolunayda canlanır. Shaggy dün dolunaydı dedikten sonra Velma peki profesör bu zırhla ne yapıyordu diye sorunca Bay Wiggles Profesör White zırhı İngiltere’den buraya getiriyordu diye cevap verir. Bay Wiggles ’in yanına gelen hamallar bunu nereye koyalım deyince Bay Wiggles ortaçağ odasına koyabilirsiniz der. Scooby hamalları takip aslan heykelinde gördüğü garip gözlüğü alır ve ekip kendisini çağırınca Scooby gözlükle beraber gider.

Scooby ve ekip yolda ilerlerken Velma bu gizem aklımı karıştırdı dedikten sonra Shaggy beni de acıktırdı der. Scooby bende dedikten sonra Daphne Scooby ne takıyor böyle sorar. Velma sanırım garip gözlük diye cevaplar. Shaggy Scooby’ ye acaba bu garip gözlüklerle ne tuhaf şeyler görüyorsundur deyince Fred öğrenmenin tek bir yolu var dedikten sonra kütüphaneye giderler. Velma bu gözlükler yalnızca kuyumcular, bilim adamları ve arkeologlar tarafından kullanılır ayrıca inanamayacaksınız bu gözlükler İngiltere’de üretiliyor diye okur. Fred arkeolog mu dedikten sonra Daphne ’de İngiltere mi deyince hepsi Profesör White der. Bunun üzerinde bu işten pis kokular alıyorum der. Scooby ne gibi diye sorunca Fred Scooby’ ye bu gizemi çözüp cevaplarımızı alacağız diye karşılık verir.


Müzeye tekrar girmek isteyen ekip müzenin arka kapısını dener ama başarılı olamazlar. Fred bu mekân sımsıkı kilitli deyince Shaggy nasıl gireceğiz diye sorar. Fred çok basit yukarıdaki pencereden Shaggy girecek diye cevaplar. Shaggy neden ben deyince Fred Shaggy ‘ye çünkü pencere küçük ve sende aramızdaki en sıska kişisin der.  Fred merdiveni duvara yaslar ama pencereye yetişmez. Velma yetişmiyor deyince Fred o zaman profesöre ne oldu bilemeyeceğiz diye karşılık verdikten sonra gizem aracından krikoyu alan Fred merdiveni yükseltir. Velma hala yetişmiyor deyince Daphne Velma’ya dert etme Shaggy okulun en iyi jimnastikçisi der. Bunun üzerine Shaggy pencereye doğru zıplayıp içeri girer ama içeri inişi sesli olur. Kara şövalyenin zırhını gören Shaggy zırha vurur ve Allahtan içi boş der. dha sonra kapıyı diğerlerine açar.  Daphne akşamları müze ne kadar korkunçmuş deyince Shaggy gündüzleri de korkunç diye karşılık verir. Fred Daphne ile gideceğim Shaggy sende Velma ile gideceksin Scooby sende nöbet tutacaksın der. Scooby ilk başta Fred ’in istediğini yapmak istemez ama daha sonra Fred iki tane Scooby atıştırmalığı verince ikna olur.

Scooby nöbet tutuğu yerde volta atarken gölgesinden korkan Scooby korkudan kaçar. Bu arada Velma sanırım deyince Shaggy Velma ’ya evet Scooby tarafından diye karşılık verir. Scooby Shaggy ‘in üstüne atladıktan sonra Shaggy tamam Scooby bizimle gelebilirsin der. Scooby minnettarlığını göstermek için Shaggy ’in suratını yalar. Fred ve Daphne müzenin başka bir kısmında gezerken gizemli birisi mumya tabutlarından birine saklanır. Shaggy, Velma ve Scooby müzede dolaşırken Shagy pencereyi kapar. Velma bunun neden yaptın diye sorunca Shaggy kara şövalye canlanmasın diye cevaplar.  Bunun üzerine Velma bu yalnızca batıl bir hikâye o kadar dedikten sonra Shaggy olsun tedbirde bulunmakta yarar var diye karşılık verir. Velma ve Scooby müzede gezerken Shaggy’yi kaybederler.

Velma ve Scooby müzede dolanırken Velma Scooby’ ye umarım yakında Shaggy’yi buluruz der. Scooby ‘in dişleri takırdayınca Velma Scooby’ ye sesi kesmesi için uyarır. Scooby takırdamayı durduramayınca Velma bezle Scooby ‘in ağzını bezle bağlar. Velma ve Scooby müzede Shaggy’yi bulmak için yürürken Kara Şövalye ’in zırhı da canlanıp ikiliyi takip etmeye başlar. Velma burasıda amma ürkünçmüş dedikten sonra Scooby üstüne düşen gölgeyi fark edip arkasını döndüğünde Kara Şövalye’yi görür. Scooby Velma’yi dürter Velma sırası değil dedikten sonra Scooby hızla kaçıp Velma’yi devirir. Düşmenin etkisiyle Velma gözlüğünü düşürür.  Scooby kendisini saksıya sakladıktan sonra Velma gözlüğünü arar. Scooby ‘in peşinden koşan Kara Şövalye Velma’ya takılıp kendisini boyun prangasına kaptırır. Gözlüğü olmadığı için Kara Şövalye’yi Shaggy sanan Velma sesin çok kötü ben sana soğuk algınlığın için tedbir almanı söylemiştim der. Daha sonra cebinden şurup çıkaran Velma Shaggy sandığı Kara Şövalye ‘ye şanslıymışsın ilacını almışım diyerek şurubu içirmeye çalışır. Velma ve Scooby’yi arayan Shaggy Velma ’in Kara Şövalye ’ye şurup verdiğini görünce Velma’yi kucaklayıp kaçar.  


Saksıdan çıkan Scooby dinozorların sergilendiği bölüme girer. Kemikleri gören Scooby iştahla atlar ve iskeleti bozar ve ardından yanlışlıkla perdeyi indirir ve Kara Şövalye’yi görür ve korku içinde kaçar. Bu arada Shaggy Daphne, Fred ve Velma ‘ya Kara Sövalye’in koridorda gezdiğini söyleyince Velma keşke bir ipucu bulsaydık diye karşılık verir. Scooby hızla Shaggy ‘ye doğru koşarken Shaggy’yi devirir. Ayağa kalkan Shaggy tablolardan birinin eksik olduğunu fark eder ve Scooby’ ye bu ipucu olabilir der.  Shaggy diğerlerini getirir ama bu sefer tablo yerindedir.  Shaggy demin yoktu dedikten sonra Daphne yerde kan var der.  Yerdeki lekeyi inceleyen Fred bu boya dedikten sonra ekip boya izini takip eder. İzler mumya tabutun orada sonlanır. Mumya tabutunu açan Fred gizli bir oda keşfeder. Ekip orijinali ile birebir resimler bulur. Fred hadi şerife dedikten sonra Daphne hadi arka kapıdan çıkalım der. Arka kapıyı açan Dapne Kara Şövalye ile karşılaşır. Kara Şövalye ekibi kovalarken eski bir uçağa saklanan Shaggy karnından ses çıkarak Kara Şövalyeyi diğer odada olduğuna dair kandırır.  Bu arada gülerken yanlışlıkla uçağı çalıştıran Scooby Kara Şövalye ‘ye çarparak etkisiz hale getirir.  Ekip daha sonra şerife Kara Şövalye ‘in müze müdürü Bay Wiggles olduğunu orijinal tabloların sahtelerini yapıp orijinallerini de sattığını ve Profesör Hyde White ’in olan biteni anlayabileceğini söyleyerek durumu şerife anlatırlar. Profesör Hyde White bulunduktan sonra Profesör Hyde White ekibe Kara Şövalye Efsanenin uydurma olduğunu Bay Wiggles’in zırha gizlice kendisini etkisiz hale getirdiğini söyler ve film biter.


 


11 Haziran 2020 Perşembe

Dracula The Dirty Old Man


Filmimiz tabutundan kalkan Drakula ’in mağaradan çıkması ile başlar. Daha sonra Mike ve Jill isimli iki kişinin randevularından dönerler. Jill Mike’a o kadar kız varken neden ben diye sorunca Mike belki de özel olan sendin diye cevap verip Jill’i öper. Jill eve girince oradan geçmekte olan Drakula Jill’i gözetler.  Ertesi sabah Mike ve Jill buluşur. Mike Jill’e sabah kahvaltını iyi yaptın mı diye sorar. Jill harikaydı diye cevap verir. Bunun üzerine Jill bu akşam ne yapalım diye sorunca Mike sinemaya gidelim diye cevap verir. Sekreter Joan ’in yanına gelen Mike bir şey var mı diye sorunca Joan Bay Colt Nelson arazisine gitmeni istiyor Bay Alucard isimli birisi oradaki madeni açacakmış der. Bunun üzerine Mike akşama dönemem diyerek Jill’i arar bu akşamki randevuya gelemeyeceğim diyerek Jill ’den özür diler.

Nelson arazisine giden Mike birisi ile buluşmak için bayağı ilginç bir mekân der. Daha sonra Mike Bay Alucard’i aramaya başlar ve bir mağaraya girer. Mike kimse var mı diye seslenince Drakula tabutundan çıkar.  Drakula Mike’ın arkasından yaklaşıp iyi akşamlar der. Şaşkınlığını atan Mike kendisini Drakula’ya tanıtır. Daha sonra Drakula Mike’ı hipnoz edip her akşam bana farklı kadınlar getireceksin şimdi git kendine geldiğinde bunları hatırlamayacaksın der. Arabasına dönen Mike yaşananları hatırlamaz. Iş yerine dönen Mike iş arkadaşı ile kısa bir sohbet ettikten sonra bir arka sokakta yürümeye başlar ama ani bir arka sokakta biraz yürüyen sancı ile yere yıkılır. Bu arada işyerinden çıkan Joan Mike ’in girdiği arka sokağa girer.  Arka sokakta yürüyen Joan kurt adam olan Mike Joan’a saldırır. Daha sonra Mike ‘in yanına gelen Drakula Joan’i inine götürür. 

Joan’i bağlayan Drakula Joan’i taciz etmeye başlar. Bu arada Mike çöp döken bir kadına saldırıp kadının sevgilisini öldürdükten sonra kadına tecavüz edip gırtlağını parçalayarak öldürür. Daha sonra Mike tekeri patlayan bir adını takip etmeye başlar. Kadın benzinciye girer ve en yakın telefon kulübesini sorar.  Daha sonra Mike telefon kulübesine giren kadını bir süre takip ettikten tuvaletten çıkan kadını yakalayıp Drakula’ in yanına götürür. Drakula kadını bir süre taciz ettikten sonra Mike kadına tecavüz eder ve ardından kadın bağlanır. Başka bir yerde Jack Shelly isimli iki sevgili yiyişirken Shelly bugün olmaz havamda değilim diyerek işin daha fazla ilerlemesini engeller. Bunun üzerine Jack hoşnut olmayarak Shelly ’in yanından ayrılır. Daha sonra eve giren Mike Shelly ’ye vahşice tecavüz eder. 

Jill ile sinemaya giden Mike ’in sancıları artmaya başlar. Bunun üzerine Jill Mike’a iyi gözükmüyorsun neyin var diye sorar. Mike biraz başım ağrıyor kola alıp geleceğim der. Mike kola aldıktan tekrar kurt adama dönüşür ve Jill’e saldırır. Daha sonra Jill’i Drakula’ in yanına götürür. Drakula Jill ’den yararlanmaya başlar. Bu arada Jill ‘den faydalanmak isteyen Mike’ta Jill’e doğru hamle yapar. Bunun üzerine iki canavar kavgaya tutuşur. Bunun üzerine fırsattan yararlanan Jill kaçmaya başlar. Jill mağaradan çıkış yolunu ararken Drakula Jill ’in peşine düşer. Jill’i yakalayan Drakula Jill ‘den faydalanmaya başlar ama Mike Drakula’ya saldırır. İki canavar kavgaya tutuşur ve Drakula Mike ‘i etkisiz hale getirir. Daha sonra Drakula güneş ışıklarına maruz kalıp ölür. Drakula’ in lanetinden kurtulan Mike tekrar insan olur ve Jill ile beraber olur ve film biter.

 

17 Nisan 2018 Salı

The Mummy and the Curse of the Jackals


Filmimiz cam bir tabutun yanında duran biri kadın üç kişiyle başlar. Dianne isimli kadın yanındaki esmer David isimli adama tabuttaki kadına kim bu kadın diye sorar. David camda yatan kadının on dördüncü hanedanlıktan Firavun Aktano’un kızı Prenses Akana der. Bunun üzerine Dianne David’e baksana nasılda muhafaza etmişler canlı gibi duruyor deyince David belki canlıdır der. David’in arkadaşı Frank dalga geçme deyince tabi ki dalga geçmiyordum Frank diye karşılık verir. Daha sonra Frank tabutu incelemek için David’den büyüteç ister. Cam tabutu incelemeye başlayan Frank şaşkınlık içinde inanılmaz eski Mısır’da yapılan cam anca beş sene önce üretildi nasıl olurda o çağda o camı imal ederler der. David tabutun yanlarında yazılardan kökenini öğrenemiyoruz belki sen bizi konu hakkında aydınlatırsın deyince Frank David’e ne gibi diye sorar.  David Frank’e tabutun ne şekilde mühürlendiği bilmiyorum yazıları öğrenmek için tabutu parçalamakta istemem ama Prenses Akana’nın bu şekilde canlı gibi muhafaza edilmesi garibime gitti   der. Bunun üzerine Dianne sanki derin bir uykuda gibi yatıyor çok güzel gözüküyor der. Bunun üzerine David Dianne’ye evet öyle sayesinde insanlar beni dinleyecek der. David’in laflarına şaşıran Dianne kim seni dinleyecek diye sorar. Bunun üzerine Frank David kayıp şehir Notlus’u arkeoloji komitesine ispatlamak istiyordu ama komite David’in teorisine inanmıyordu diye cevap verir. Bunun üzerine David Prenses Akana sayesinde Las Vegas ’ta ki Arkeoloji fuarında haklılığım kanıtlanacak ve senden bir ricada bulunacağım der. Frank David’e neymiş diye sorar.  David Frank’e beni buraya kilitleyeceksin der. David’in isteğine şaşıran Frank bunun teorilerin ile ne alakası var diye sorar. David Frank’e dolunay esnasında tabutun yanında kim bulunursa çakal lanetine Maruz kalacaktır bende bir bilim adamı olarak bunu araştırmalıyım diye cevaplar.


David not defterine Prenses Akana’nın tabutundaki yazıları tamamıyla çevirmeye muvaffak oldum şu anda çakal lanetini bekliyorum bu lanet ne ve ne olduğunu bilmiyorum ama bir şeyler olacaksa birlerinin bilmesini isterim diye yazar. Bir anda peydahlan ses David’i telaşlandırır. Saatine bakan David çakal lanetinin yalnızca batıl inançtan ibaret olduğunu yazar ve yatar. David uyku halindeyken çakal benzeri bir mahlukata dönüşür. Bir çeşit kurt adama dönüşen David tuzağa düşen bir hayvan gibi çıkış yolu arar ve tavanda bulduğu çatlağı genişleterek kaçar. Bir süre sokaklarda dolanan David gece devriyeye çıkan bir polisi öldürdükten sonra Prenses Akana’nın yanına döner ve uyumaya başlar. David uyku esnasında insan suretine tekrardan kavuşur. Daha sonra Frank yeni uyanmakta olan David’in yanına gelir. David’in hırpani halini gören dün gece zor geçmiş olmalı der. Bunun üzerine David gece yaşadıkları hatırlamadığı için Frank’e çok kötü bir kâbus gördüğünü söyler. Frank David’e ne kâbus gördün diye sorunca David gördüğü kâbusu hatırlamadığını söyler. Konuyu değiştirmek isteyen esprili bir dilde Frank Olivia ile vakit geçireceğine ölü kadınlara geçiyorsun deyince David Frank’e sen ne zaman Dianne ile evleneceksin diye sorar. Bunun üzerine Frank kimyager maaşı ile aile yürütülmez deyince David sende mankenlik o zaman diyerek esprili bir karşılık verir. Frank aman çok komik diye cevap verdikten sonra David’e kahvaltıya gideceğim gelir misin diye sorar.  David şu su anda iştahım yok der.  Bunun üzerine Frank David’e her zaman ki gibi kararlısın bir şeye ihtiyacın olursa ara beni dedikten sonra David’in yanından ayrılır.


David başka bir tabutu açar. Ve tabuttaki sargılı mumyaya eve Siyarat Prenses Akana için hayatından vaz geçtin o çok güzel seni anlıyorum ama bana ulaştırmak istediğin mesaj neydi dedikten sonra Siyarat ’in tabutunu kapatır. Daha sonra Prenses Akana’nın geçmişini okuyan David geçmiş anılar alemine giriş yapar ve Prenses Akana’nın ölüm döşeğindeki firavun tarafından çağrıldığını ve firavun son nefesi verdikten sonra Baş Rahip Ikthon Prenses Akana’ya çakal lanetinden korunmak özel yapım bir tabutta uyku büyüsüyle tutulacağını ve uyandığında o bölgede konuşulan dilde konuşacağını söyler. Prenses Akana bir mağaraya götürülür özel yapım tabuta gömülür. Daha sonra Prenses Akana’nın muhafızlardan Siyarat Prenses Akana’yı tabutun çıkartmaya çalışırken   gardiyanlar tarafından yakalanır. Gardiyanlar Siyarat’ın dilini tanrıları rahatsız etmesin diye kestikten sonra canlı haldeyken mumyalayıp Prenses Akana’nın yanına gömerler.  Daha sonra kapı çalınır ve bir polis David’in yanına gelir ve David’e sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm ben Komiser Barnes Profesör Berry adamlarımdan biri dün gece öldürüldü der.  Dün gece etrafta dolanan kurt veya köpek gördünüz mü diye sorunca David bütün gece uyudum diye cevap verdikten sonra Komiser Barnes David’in yanından ayrılır. Gece olduğunda David bir kez daha değişime uğrar.  David gecenin karanlığında dışarı çıkarken ormanda dolanan bir berduş David’in mekanına girer. Berduş kulübede yiyecek ve içkileri tüketirken canavara dönüşmüş David ile karşılaşır ve kısa süren kovalamaca sonrası berduş yanlışlıkla Prenses Akana’nın tabutunu kırar. David tam berduşun peşinden giderken bir kez daha insan suretine kavuşur.  Bu arada tabut kırılınca Prenses Akana asırlar boyu süren uykusundan uyanır.

David’in yüzünü okşayan Prenses Akana bana çok hizmet ettin David Berry der. Şaşkınlık içinde uyanan David Prenses Akana ile karşılaşır ve Prenses Akana David’e niye şaşırdın sen beni çağırmamış mıydın diye sorar. Bunun üzerine David kekeleyerek Prenses Akana’ya bu kadar erken olacağını tahmin edememiştim diye karşılık verir. Prenses Akana David’e beni buldun ve buraya getirdin eğer olmasaydın asırlar süren uykumdan kalkamayacaktım der. Prenses Akana’nın söylediklerine şaşıran David seni nasıl serbest bıraktım diye sorunca evet bıraktın der. Bunun üzerine David Prenses Akana’ya seni gördüğüm andan beri, vurgunum diyerek Prense Akana’yı öpmeye çalışır. Prenses Akana David’e önce işimizi görelim zevke her zaman sıra gelir der.  David Prenses Akana’ya o zaman sana birkaç parça kıyafet alayım kıyafetlerin bu çağa uygun değil der. Daha sonra David Prenses Akana’ya kulübenin anahtarını verip kapıyı kilitle ve kimseye açma der. David mağazada Prenses Akana’ya kıyafetler alırken yanına Frank gelir. Frank David’e burada ne işin var sorunca David kasabaya bir arkadaşım geldi akşam için giyeceği yok bende birkaç parça kıyafet almaya gelmiştim der. Bunun üzerine Frank Dianne ile yemeğe gideceğim sende gel istersen sende gel der. David isterdim ama deyimce Frank emri vaki yaparak David’i yemeğe katılmaya mecbur eder.

Bir çeşit ayin dansı yapan Prenses Akana’nın dansı David’in gelmesiyle yarım kalır. David Prenses Akana’ya sana kıyafetler aldım ama ölçülerini bilmediğim için uyar mı uymaz mı bilmiyorum der.  Prenses Akana yeni kıyafetlerini denerken David çıplak kalan Akana’ya prenses günümüzde bir kadın soyunurken başka bir odaya geçer der. Bunun üzerine Prenses Akana ne münasebet ben saraydayken istediğim yede soyunurdum deyince David Prenses Akana’ya gelenek ve davranışların değiştiğini söyler. Prenses Akana sutyenini takmakta zorlanınca David yardımcı olur. Daha sonra David tabuta ne olduğunu sorar.  Prenses Akana göle attığını söyleyince şaşıran David tabut çok ağırdı nasıl göle attın diye sorar. Prenses Akana David’e tabutu taşıdığında içinde ben vardım der. Prenses Akana yeni hoşuna gittiğini belirtince David Prenses Akana’ya kıyafet değiştirmene rağmen Frank ve Dianne seni tanır deyince Prenses Akana David’e merak etme Tanrıça İsis’in bana bahşettiği güçler sayesinde kimse beni tanımayacak der.  David Prenses Akana ile Frank ve Dianne’ın yanına gider. David arkadaşlarına Prenses Akana’yı Tania Williams olarak tanıştırır. Bu arada Siyarat’da dirilir ve kulübeden ayrılır. Bu arada David Akana’yı arkadaşları Frank Dianne’ye doğudan gelen arkadaşı Tanya Andrews olarak tanıtır. Dörtlü gece kulübünde bir süre muhabbet ettikten sonra Frank’in gözü Akana’nın yüzüğüne takılır. Frank hayranlık içerisinde yüzüğün çok güzel ve sanki yaşam dolu olduğunu belirtir. Akana içinden Frank’e şimdi benim kontrolüme geçiyorsun der. Frank Akana’ya yüzüğüne bakabilir miyim diye sorunca Akana Frank’e bu aptal şey annemin bana verdiği eski bir ıvır zıvır ilgini çekmez diye karşılık verir.


Siyarat soyunma odasında hazırlanan dansçıyı öldürür. Bu arada David Frank ve Dianne’ye Tania’ya bir şehir turu yaptıralım der ve dörtlü gece kulübünden ayrılır. Siyarat soyunma odasının duvarını delip sahnede dans eden dansçıya saldırıp kurşunlardan etkilenmeyerek kaçar. Bu arada David dolunayın yükselmesiyle David’in değişimi baş gösterince ben kendimi iyi hissetmiyorum diyerek Frank, Akana ve Dianne’ın yanından ayrılıp ormana doğru gider ve değişime uğrar. Daha sonra Siyarat ve canavara dönüşmüş David Las Vegas’ın ayrı yerlerinde dolanmaya başlarlar. Bu arada Akana yolda yürürken kafasını kapıya vurup bilincini yitirir ve Siyarat tarafından kucaklanıp kaçırılır. Siyarat Akana’yı ormanlık alana götürür ve çakal adama dönüşmüş David’in saldırısına uğrar. Kısa süren dövüş sonrası Tanrıça Isis belirir ve Akana’ya beni niye çağırdın diye sorar. Akana Isis’e yalnızca isteğiniz nedir diye öğrenmek istedim diye cevap verince Isis Akana’ya eski tanrıların yine tapınmalarını sağla karşılık verir.  Bunun üzerine Akana bunu nasıl başaracağım diye so-runca Tanrıça Isis Siyarat ve Çakal seni koruyup sana itaat edecekler der. Akana Tanrıça Isis’e sizin yüzünüzü kara çıkarmayacağım der. Daha sonra olanlardan haberi olmayan Frank Akana’yı ormanlık alandan götürür. Akana ve Frank yürürken Komiser Barnes’ı görürler.  Komiser Barnes Frank ve Akana’ya telsizden civarda olay olduğunu duydum der. Bu arada çalılardan bir inleme sesi duyulur ve çalılardan David çıkar. Frank David nerelerdeydin diye sorunca David sizden ayrıldıktan sonra biraz yürüyeyim dedim ve sonrada ayağım takıldı düşmüşüm dedikten sonra Dianne istersen Akana’ya istersen Tania istersen bizimle kalabilirsin buralar bazen tekin olmayabilir deyince Akana Dianne’e önemli değil kendimi müdafaa edebilirim diyerek Dianne ’in teklifini geri çevirir.



Eve gelen David Akana’ya bana ne yaptığını biliyorum Prenses deyince Akana David’e ben yalnızca Tanrıça Isis ’in buyruğuna göre davrandım der.  Bunun üzerine David Akana’ya lanetim ne zaman sonlanacak diye sorunca Akana David’e Tanrıça Isis ‘in buyruklarını yerine getirirsem lanetinde sonlanacak diye cevap verir. Bu arada Akana ve David’in yanına Komiser Barnes gelir. Komiser Barnes ikiliye civarda çok garip olayların döndüğünü bir mumyanın gece kulübünde iki kadını katlettiğini söyler. Bu arada üçlünün yanına David’in eski hocası Profesör Collington gelir. Profesör Collington David fuar öncesi garip olaylar oluyor mumyalar ve kurt adamlar cirit atıyorlar bende bir göz atayım dedim der. Daha sonra Profesör Collington David’e gümrükteki tanıdıklarım senin Meksika’dan iki tabut getirdiğini söylemişler diyerek tabuttaki Akana’nın fotoğraflarını gösterir. Daha sonra Profesör Collington’ın yanına Akana gelir. Profesör Collington Akana ile bir süre muhabbet ettikten sonra Profesör Collington Akana’ya Akana diye seslenince Akana benim adım Tania der. Profesör Collington gittikten sonra Akana David’e Profesör Collington beni tanıdı deyince David kendinden emin bir şekilde profesörün bir şey bildiğini sanmıyorum der. Daha sonra Akana ve David Dianne ve Frank’e giderler.

Komiser Barnes ve Profesör Collington David’in evine girer. Etrafı bir süre aradıktan sonra Siyarat’ın tabutunu bulurlar. Tabutu incelemeye başlayan Profesör Collington tabutun eski Mısır’da yapılan bir tabut olduğunu söyleyip karşılarında yaşayan bir mumya olduğunu söyler. Komiser Barnes Profesör Collington’a inanmayan gözlerle bakar. Bunun üzerine Profesör Collington tabutun Isis takipçilerin kullandığı mumya tabutlarından olduğunu söyleyip dolunayın son evresinde olduğunu söyleyip çakal adam ile mumyanın Isis’e yapacağı son görev olacak eğer görevlerinde başarılı olurlarsa Isis’in gücü durdurulmaz olur der. Bu arada radyodan vatandaşlara evlerinizden çıkmayın uyarısı yapılırken David seven insan öldürür der. David’in garip konuşmalarından rahatsız Dianne komşuya gittikten sonra Frank David’e biraz abartmıyor musun der. Bunun üzerine David Frank’in yanından ayrılır ve değişime uğrar. Bu arada Akana Frank’e Tania değil Akan olduğunu söyleyip çakal adama dönüşmüş David Frank’e saldırır ama birdenbire çıkan Mumya Siyarat David’e saldırır. Akana Siyarat’ı durdurmak isterken yüzüğünü düşürür ve Siyarat Akana’yı kucaklayıp mağaraya götürür. Mağara yolunda David ve Siyarat birbirini öldürdükten sonra Akana çürüyüp toz haline gelir ve film biter.




27 Eylül 2016 Salı

La bambola Di Satana

Filmimiz gece vakti altmış yaşlarında bir adamı sürükleyen kimliği belirsiz bir şahısla başlar. Ertesi gün triportörle bir şatoya gelir. Triportörün içinden on altı ile on sekiz arasında bir genç çıkar. Şatonun kapısını tıklatır. Kapıyı yaşlı bir adam açar ve çırak olduğunu öğrendiğimiz genç yaşlı adama nevaleyi getirdim Mösyö Eduard der.  Bunun üzerine Mösyö Eduard eğer nevalelerimiz bir daha geç gelirse tedarikçi değiştirmek zorunda kalacağız der.  Daha sonra uşak olduğunu öğrendiğimiz Mösyö Eduard ve çırak nevaleleri içeri taşır. Bu arada şatonun kapısı otuz yaşının ortalarında soğuk ve ciddi mizaçlı bir kadın açar. Adının Caroline olduğunu öğrendiğimiz kadın çırağa aşağılayıcı bir bakış attıktan sonra çırağa geç kaldın şayet tekrarlanırsa işinden olursun der. Bunun üzerine çırak Matmazel Caroline’e anlaşıldı matmazel bir dahaki sefere icabına bakacağım iyi günler dedikten sonra gider.
Üstü açık arabayla yolda ilerleyen otuz yaşlarında sarışın bir adam olan Jack isimli bir adam ve Elisabeth isimli kadınla ilerler. Sarışın kadın umarım Blanche ve Gerard yolu bulabilir der. Bunun üzerine sarışın adam sarışın kadına senin yaşadığın bahsi geçilen ünlü şatoyu görmek için sabırsızlanıyorum der.  Öğle yemeği esnasında soğuk mizaçlı kadın yetmişlerin sonlarında olan adama üzgün görünüyorsunuz Bay Shinton der. Bunun üzerine Bay Shinton Bay Baljon’un ölümü beni derinden etkiledi der. Matmazel Caroline Bay Baljon’un ölümü içimizde büyük bir boşluk açtı der. Bay Shinton Caroline’e bu arada yeğeni gelecek değil mi deyince Caroline evet nişanlısı ve arkadaşlarıyla beraber gelecekmiş yine de bu durumda şatonun içinde yabancı insanların olması hoşuma gitmiyor der. Bay Shinton benimde gitmiyor ama vasiyet bu okuması için geldiler parti için değil der.  Bunun üzerine Caroline Bay Shinton’a o gençler böyle trajik olaylardan anlayabilecek kapasitede değiller dedikten sonra Bay Shinton’a Bay Baljon ile yakın mıydınız diye sorar. Bay Shinton Bay Baljon ile yıllar süren bir hukukumuz var hala gittiğine inanamıyorum der.  Bunun üzeri Caroline Bay Shinton’a adaletsiz bir Dünya’da yaşıyoruz iyi olanlar her zaman erken gidiyor der.  Bay Shinton vasiyetnamede şato hakkında ne yazdığını merak ediyorum der. Bunun üzerine Caroline evet noterde görmüştük Bay Baljon’un en değer verdiği mülk olduğunu biliyoruz der. Bay Shinton umarım yeğeni Bay Baljon’un isteklerine saygı duyar. Bunun üzerine Matmazel Caroline amcasının isteklerinin yerine gelmesini sağlayacağım ama yine de şatonun bakıcısıyım der.

Jack nişanlısına iki koltuklu arabaları seviyorum başka birisini almıyoruz deyince nişanlısı Elisabeth umarım bunları Gerard ve Blanche duymaz der. Bunun üzerine sarışın adam nişanlısına seninle yalnız kalmak her şeye değer der. Akşam olduğunda Elisabeth ve nişanlısı Jack Bay Baljon’un şatosunda akşam yemeğine otururlar.  Bay Shinton bu akşam olduğundan da karanlık deyince Matmazel Caroline haklı olabilirsiniz Bay Shinton karanlığın sebebi fırtına olmalı elektrik aksamının bakılması gerek biliyorsunuz şato eki bu sebepten dolayı Bay Baljon şatoyu elden çıkarmak istiyordu şatoyu restore etmek servete mal olacaktı der. Bunun üzerine Blanche antika eşyalarının en büyük hayranlarından birisinin en büyük hazinesini satmak akıl kârı değil der ve sevgilisi Gerard katılıyorum diyerek Blanche’ın fikrini destekler.  Bu arada başka bir yerde bir grup genç barda dans ederek kurtlarını döker. Daha sonra Cinzia isimli siyah saçlı yirmilerinin ortasında genç kadın bara gelir ve Joseph adlı işletme sahibine duydun mu Bay Baljon’un mirasçısı gelmiş der.  Josesph haberim olmadı der. Bunun üzerine kadın birdenbire bir şato buldu artık koca bulması artık zor olmaz der. Daha sonra telefonla birisiyle konuşur ve telefondaki şahsa tamam canım geliyorum der.  Bu arada Cinzia’yı bakışları ile kesen adam Cinzia’ya senin nişanlın çok şanslı deyince Cinzia adama nişanlım hem şanslı hem de aşırı kıskanç deyip hesabını ödeyip bardan çıkar.

Jack bu şatonun satışını aceleye getirmeyelim nişanlım Elisabeth amcasının vefatı ile kalan tek akrabasını kaybetti ve şu anki durumunda şatoyu satması mümkün değil der. Matmazel Caroline Jack’e endişelerinizi anlıyorum lakin bilmediğiniz bir hususu belli edeyim Bay Baljon sürekli şatoyu elden çıkarmayı söz ediyordu ölmeden önce şatonun satışı ile ilgili planlar yapıyordu der. Bunun üzerine Bay Shinton Bay Baljon’un niyetlerini bana anlatmaması epey ilginç kendisi bu şatoya çok bağlıydı der. Bunun üzerine Elisabeth amcam şatoyu satmak istese bana bahsini ederdi der. Caroline Elisabeth’e ama burada değildiniz deyince Elisabeth yine de amcam bir mektup yazarak niyetini söylerdi Bay Shinton amcam bana yazmış mıydı diye sorar. Bunun üzerine Matmazel Caroline Elisabeth’e benim sözlerimi sorguladığınıza dair şüphe duymaya başladım amcanızın sizi planlarına dâhil etmesinin sebepleri vardı der.  Bunun üzerine Elisabeth ailem öldükten sonra amcam benim vasim oldu ve benimle ilgilendi şayet şatoya niyeti olsaydı bundan ilk benim haberim olurdu deyip ağlamaya başlar. Bunun üzerine Jack Elisabeth amcasının ölümüyle çok sarsıldı bu nahoş muhabbeti kesersek iyi olur dedikten sonra bütün herkes yemek odasından çıkar.

Matmazel Caroline Eisabeth’e sizi odanıza götüreyim deyince Elisabeth gerek yok ben çocukken kaldığım odada kalmak istiyorum der.  Bunun üzerine Caroline Elisabeth’e durun bekleyin der ama Elisabeth odanın kapısını açar.  Odaya giren Elisabeth elli tekerlekli iskemleye bağlı aklı gitmiş bir kadınla göz göze gelir ve korku içinde odadan çıkar. Korku şaşkınlık içerisinde Caroline’ye kim bu kadın sorar. Matmazel Caroline Elisabeth’e söyleyemediğim için mahzur görün o odada Jeanette kalıyor der. Duydukları üzerine daha da şaşıran Elisabeth Matmazel Caroline’ye ama Jeanette hayat doluydu deyince lafa karışan Jack Jeannette’de kim diye sorar. Elisabeth amcamın sekreteri kaza geçirmişti öldüğünü sanmıştık der. Bunun üzerine Caroline zavallı Jeanette geçirdiği kaza sonrası hem bedeni hem de zihni hasar aldıktan sonra amcanız Bay Baljon Jeannette’in bakımını üstlendi der. Bu arada Jeannete konuşmaları anlar gibi dinlediğini anlarız. Gece olduğunda Matmazel Caroline odasında parfüm sürüp saçlarını tararken içeri kimliği belirsiz birisi girer ve Matmazel Caroline ile yiyişir

Sabah olduğunda biri yaşlı biri genç iki adam şatonun dış duvarına sıva yaparken yaşlı olanı el arabasıyla saksı taşıyan yetmiş yaşlarında bir adamı görür ve genç duvar işçisine yaşlı Andree Bay Baljon’un ölümüne tek üzülen kişi o dedikten sonra genç ameleye arabasını al diye buyurur. Genç amele yaşlı Andree’in yanına gelip el arabasını alabilir miyim diye sorar. Bunun üzerine Andree saksıları indireyim dedikten sonra el arabasını genç ameleye verir. Yaşlı Amele Andree’ye mirasçılar geldi mi diye sorar. Andre Bay Baljon’un yeğeni Elisabeth geldi kızı çocukluğundan beri tanırım şimdi büyümüş nişanlısı ve diğer iki arkadaşıyla beraber gelmiş der. Daha sonra yaşlı amele işimiz bitti faturayı kime bırakıyoruz diye sorunca Andree şu anda kimse yok herkes vasiyetnamenin okunması için avukata gitti der. Bunun üzerine yaşlı amele paramız ödenirse sorun olmaz deyip genç ameleyle beraber gider.

Şato içinde vasiyetnameyi okuyan avukat birçok vasiyetnamenin aksine bu durum epey belli Bay Baljon yeğeni Elisabeth’i tek mirasçısı olarak belirlemiş konu hakkında söylenecek bir şey yok der. Elisabeth avukata teşekkür edince avukat Elisabeth’e rica ederim görevim iki gün içerisinde miras ile ilgili evraklar yollanacaktır der. Daha sonra Elisabeth bu şatoyla canı gönülden ilgilenen Matmazel Caroline’ni yanımızda tutmayı planladığımızı belirtmek isterim diyerek Caroline’ye laf sokar. Bunun üzerine Matmazel Caroline Elisabeth’e teklifiniz için teşekkür lakin böyle işleri aceleye getirmemiz gerekir der. Lafa karışan avukat Elisabeth haklı Bay Baljon’un açıkça vasiyetnamesinde belirtiği gibi Bay Baljon Matmazel Caroline’nın şato ile ilgilenmesini belirtmiş der. Daha sonra avukat Elisabeth’i tebrik edip şatodan ayrılır.

Öğle vakti Elisabeth ve Jack ormanda gezinirken elinde tüfeği plan bir şahıs arkalarından durun nereye gidiyorsunuz deyince Elisabeth ve Jack arkalarını dönerler. Bunun üzerine eli tüfekli şahıs sizi korkuttuysam özür dilerim ama bataklığa doğru gidiyordunuz der. Bunun üzerine Elisabeth amcam burada bir bataklık olduğunu hep söylerdi teşekkür ederim mösyö deyince tüfekli şahıs adının Reynaud Paul Reynoud olduğunu söyler. Daha sonra Paul Elisabeth’e sizinle komşu olduk bende şuradaki evin sahibiyim der. Elisabeth Paul’a güzel bir evmiş deyince Paul sizin haşmetli şatonuzun yanında hiç kalır der. Bunun üzerine Jack Paul’a şatoyu satın almak istemiştiniz değil mi diye sorar. Bunun üzerine Paul evet ama nasıl öğrendiniz diye sorunca Jack rahmetli Bay Baljon’un bakıcısı Matmazel Caroline söylemişti der. Paul Jack’e umarım Matmazel Caroline şato için ne kadar teklif ettiğimi söylemiştir der. Bunun üzerine Elisabeth bu konuyu açmak için biraz erken zaten elimize gerekli evraklar geçmedi başka bir sefer bu konuyu konuşuruz der. Paul pekâlâ dedikten sonra Jack ve Elisabeth’in yanından ayrılır. Şatonun arazisinde dolanan iki sevgili resim çizmekle uğraşan Cinzia ile karşılaşır. Cinzia Elisabeth’e Bay Baljon’un yeğeni olmalısın deyince Elisabeth Cinzia’ya nereden bildiniz diye sorar. Cinzia küçük yerlerde haberler tez duyulur der. Bunun üzerine Elisabeth Cinzia’ya Londra’dan yeni geldim misafirim olursan çok sevinirim dedikten sonra Cinzia’ın yanından ayrılır.

Akşam olduğunda Bay Shinton artık burada yapabileceğim bir şey kalmadı diğer işlerimle ilgilenmek için Londra’ya gideceğim der. Bunun üzerine Elisabeth Bay Shinton’a fikrinize karışmak gibi olmasın ama şatonun satışı için kalıp önerilerde bulunmazını isterdim der. Bay Shinton Eisabeth’e niye şatoyu satmayı düşünüyorsun paraya mı ihtiyacın var diye sorunca Elisabeth konu para meselesi değil amcamın gerçekten şatoyu elden çıkarmak istediğini ve dün Jack ile Paul Reynaud adlı bir beyle tanıştık der. Konuşmasına devam eden Elisabeth Bay Reynaud amcama şato satışı ile ilgili bir teklif sunmuş ve amcamda teklife olumlu gözle bakmış der.  Bunun üzerine Bay Shinton Elisabeth’e bu amcanın istediği şey değildi der. Şaşıran Elisabeth ama o zaman Bay Reynaud niye Matmazel Caroline’nin dediklerinin aynısı söyledi der.  Bunun üzerine Bay Shinton Elisabeth’e bilmiyorum ayrıca anlamadım belki bazı evraklara göz atınca amcanızın aslında satmak istemediğine anlarsınız der. Elisabeth Bay Shinton’a pekâlâ o zaman siz ve amcamın satış konusunda ne bildiğinizi anlatırsanız minnettar kalırım der. Bay Shinton tam aksine bakıcı bir şeyler buldu der. Bunun üzerine Elisabeth Bay Shinton’a tabi bu konuda daha çok bilgi sahibisiniz ama bu konuyu uygun bir zamanda konuşsak daha iyi olur der ve Bay Shinton ile Elisabeth odalarına çekilir.

Gece olduğunda kimliği belirsiz bir şahıs Bay Shinton’ın odasına girip masadaki belgeleri karıştırır. Kimliği belirsiz şahıs aceleyle masadaki belgeleri karıştırırken masa üstündeki eşyaların düşmesine sebep olur. Duyduğu seslere uyanan Bay Shinton kimliği belirsiz şahsa sen kimsin ne istiyorsun deyince kimliği belirsiz şahıs Bay Shinton’un gırtlağına yapışır. Bu arada Jeanette Bay Shinton’un odasından gelen seslere kulak kabartır ve kapı aralığından kimliği belirsiz şahsın Bay Sinton’ı sırtlayıp taşıdığını görür. Aynı esnada Elisabeth gördüğü kâbuslar yüzünden yatakta dönüp dururken çakan şimşek sesiyle aniden kalkar. Tekrar uyumayı deneyen Elisabeth birdenbire pencereden çıkan kocaman dal Elisabeth’i odadan korkuyla kaçmasına sebep olur. Elisabeth koridorda korku içinde Jack’e seslenir. Jack Elisabeth’e ne oldu diye sorunca Elisabeth Jack’e odamın penceresi birdenbire açıldı diye cevap verir.  Bunun üzerine Jack Elisabeth’e rüzgârdan bir dal parçası pencereden girmiş ama odada kalma pencere kırık der. Bu arada bakıcı Matmazel Caroline odasından çıkıp neler oluyor diye sorar. Jack mühim bir şey yok bir dalın azizliği der. Bunun üzerine Matmazel Caroline Elisabeth’e bir şey oldu mu iyi misiniz diye sorunca Elisabeth iyiyim teşekkür ederim der.  Jack’in gece vakti normal kıyafetlerle durması Matmazel Caroline’nin ilgisini çeker ve Jack’e gece vakti ne yapıyorsunuz diye sorar. Jack yazılarımla ilgileniyordum vaktin geçmesine yardımcı oluyor der. Bunun üzerine Matmazel Caroline Jack’e tatilde bile çalışır mısınız diye sorunca Jack gazeteciliğin tatili olmaz diye cevap verir. Daha sonra kimliği belirsiz şahıs bilinçsiz olduğu aşikâr olan Bay Shinton’ı sırtına alıp şatonun dışına taşır. Bu arada Cinzia ise gizlice şatonun altında bulunan dehlize girip detektörle bir şeyler aradıktan sonra dehlizden çıkar.

Ertesi gün resim yapan Cinzia çantasından telsiz çıkartıp birisi veya birileri ile bağlantı kurmaya çalışır ama ava çıkan Paul Reynaud’u görünce telsizi aceleyle çantasının içine koyar.  Daha sonra çalılardan gelen Paul’a beni korkutunuz Mösyö Reynaud der. bunun üzerine Paul Reynaud üzgünüm sizi ilham aldığınız sırada korkutmak istemezdim der. Cinzia çok şakacısınız Mösyö deyince Paul şaka yapmıyorum resimleriniz beni epey etkiledi der.  Bunun üzerine Cinzia gerçekten mi ama benden söz etmeyelim sizi son zamanlarda buralarda pek görmüyorum der. Lafı değiştirmek isteyen Paul gerçekten yaptığınız resmi beğendim deyince Cinzia Paul’a sizde soruları cevapsız bırakmada iyisiniz der. Bunun üzerine Paul Cinzia’ya benim gibi bir adamla ilgilenen bir kadının sorularını cevaplayamadığım için özür dilerim der. Cinzia Baljon şatosunu almak isteyen biri şimdi niye böyle davranıyor diye sorunca Paul doğru ama güzel bir kadının gözlerinde kaybolunca ne diyeceğini bilmiyor ayrıca bir mülkü satın almam için satılık olması gerek der. Cinzia doğru ama şatoyu almak için harekete geçtiğinizi sanıyordum ayrıca şatonun yeni sahibi ile tanıştınız mı satmaya niyeti var mı diye sorar. O konu hakkında konuştum ama itiraf etmeliyim ki başarılı olamadım bende sizi işinizle bırakayım der ve gider.

Elisabeth ve arkadaşları Matmazel Ciaudine eşiğinde mahzene inerler. Matmazel Caroline arkadaş grubuna merdivenlere nem yüzünden ıslak ve kaygan diye ikaz eder. En sonunda mahzene duvarda açılmış olan deliğe bakıp bu delik neyin nesi diye sorar. Matmazel Caroline eski bir tünele açılan önemsiz bir delik diye cevaplar. Bunun üzerine Gerard deliği gösterip burada yaşayan hayalet burada ikamet ediyordur diyerek espri yapar. Daha sonra Blanche Elisabeth’e bunları biliyor muydun diye sorunca Elizabeth Blanche’a kesinlikle bilmiyordum çocukken hiç buraya gelmedim diye cevap verir. Gerard mahzen epey ürkütücüymüş deyince Matmazel Caroline doğru ama daha korkunçları var dedikten sonra dört arkadaşı bir odaya sokar. Jack burasıda ne diye sorunca Matmazel Caroline işkence aletlerin muhafaza edildiği bir oda diye cevap verir. Balmumu heykelleri gösteren Elisabeth bunlar gerçekten var mıydı diye sorar. Matmazel Caroline biri hariç hepsi sanal karakterler der. Daha sonra öğle yemeğinde Matmazel Caroline asırlar önce Robin isimli bir beyzade atalarından birine âşık olunca işkence ne tesadüftür ki âşık olduğu kişinin adı da Elisabeth idi der. Bunun üzerine Blanche orta çağda geçen olayları hep korkutucu bulurum deyince Matmazel Caroline ortaçağda vuku bulan aşklar hep trajik bir sonla biter der.  Bunun üzerine Gerard böyle bir aşk yaşasam efsane olurdum der. Daha sonra Elisabeth lütfen devam edin Matmazel Caroline der. Konuşmasına devam eden Matmazel Caroline hikâyenin sonunda Robin’in öfkeli ruhunun bu şatoda dolandığı söyleniyor. Elisabeth alaycı bir tavırla ne güzel tek eksiğimiz hayalet der. Kâhya Eduard Elisabeth’in yanına gelip sıcak sütlü konyağınızı hazırlıyım mı diye sorar. Elisabeth Eduard’a içeceğimi yatmadan getir üşüdüm biraz der. Jack Elisabeth’ neyin var diye sorunca Elisabeth Jack’e herhalde mahzende soğuk kaptım diye cevap verir.   Matmazel Caroline hikâyenin sonunda şatoda gezinen hayaletin sevdiği kadının adını söyleyerek gezdiğini söyler. Bunun üzerine Elisabeth Matmazel Caroline’ye hayaletin sevdiği kadının isminin benim ismimle aynı olduğunu nereden biliyorsunuz ayrıca amcam neden bu hikâyeden bahsetmedi diye sorar. Matmazel Caroline Elizabeth’e açıkça amcanız sizi korkutmak istemediğinden söylemedi ama ben gece isminizi duyarsanız korkmamanız için uyarma amacıyla söyledim der.  Bunun üzerine Elisabeth Matmazel Caroline’ye anlattığınız hikâyeyi gerçek gibi anlatıyorsunuz diye sorar. Matmazel Caroline hikâyelerde her zaman gerçek payı yatar Elisabeth Hanım der. Jack Elisabetth’e gördün mü hayatım Matmazel Caroline seni korumak istemiş deyince Matmazel Caroline tabi ki hayaletlerden korumak için Jack Bey der.

Jack ile konuşan Elisabeth Jack’e ne garip bir şeyler hissediyorum ama ne olduğunu anlamıyorum ve Matmazel Caroline bir şeyler çeviriyor ama ne olduğunu kestiremiyorum hele anlattığı o ilginç hikâye deyince Jack Elisabeth sence amacı ne olabilir diye sorar.  Elisabeth bilmiyorum belki önsezi belki de yorulmuşumdur ama şu muhakkak ki amcamın şatoyu elden çıkarmanın sebeplerinden biride bu eski hikâye olabilir der. Bunun üzerine Jack Elisabeth’e sanmıyorum amcan bu tarz hikâyeleri ciddiye alacak mizaçta biri değildi der.  Daha sonra şatonun bahçesinde oturan Elisabeth bu garip duruma alışmalıyım derken birdenbire gelen ses yüzünden paniğe kapılan Elisabeth bu neydi diye sorar. Jack korkma yalnızca rüzgâr diye cevap verir. Daha sonra Jack Elisabeth’e sinirlerin harap olmuş senin der. Bunun üzerine Elisabeth Matmazel Carolina’nın anlattığı hayalet hikâyesi epey sinirimi bozdu der. Jack Eliabeth’e bu hayalet hikâyesi mevzusunu ciddiye alma der. Bu arada kimliği belirsiz adam Matmazel Caroline’nin odasında Matmazel Caroline’ye bu madde Elisabeth’in akli dengesini bozacak kendisi gerçeklikle hayali ayırt edemeyecek der. Bunun üzerine Matmazel Caroline ya işe yaramazsa deyince kimliği belirsiz şahıs Matmazel Caroline’ni sertçe tutup sarsarak planlarımı sorgulama der. Bunun üzerine Matmazel Caroline kimliği belirsiz şahsa planlarından şüphe duymayacağım dedikten sonra kimliği belirsiz şahıs ile yiyişmeye başlar.

Gece olduğunda Elisabeth yatağında kitap okumaya başlar ama bir süre sonra bu işlemi yarıda bırakır ve yatakta tedirgin bir şekilde bekler. Bir süre sonra Elisabeth yatakta anadan üryan ama sanki bilinçsiz gibi yatarken nişanlısı Jack eski püskü kıyafetlerle gelip Elisabeth ile yiyişmeye başlar ama daha sonra bunun şatoda dolanan gizemli adamın Elisabeth’e gizlice verdiği halüsinasyon sağlayan madde sayesinde olduğunu öğreniriz. Bu arada Elisabeth’in odasından gelen seslere uyanan Blanche Gerard’ı uyandırıp Elisabeth’in odasın bir takım garip sesler duyduğunu söyler. Bunun üzerine Gerard Blanche’a hayalet hikâyesine bayağı kaptırdın deyince Blanche ama gerçekten duydum der ama Gerard bir şey yapmamayı tercih eder. Sabah olduğunda Elisabeth bahçıvan Andree ile konuşur. Jeanette hakkında konuşur. Andree Jeannete ile konuşmaya çalıştığını ama sonuç alamadığını ayrıca köpek bile bağlanmayacak yerde tutulmasına üzüldüğünü belirtir.  Bunun üzerine Elisabeth Andree’ye eğer Jeanette’yi ziyaret etmem kendisini mutlu edecekse uğrarım ama kimseye söyleme deyince Andree söylemem Elisabeth Hanım der.

Bahçeye doğru giden Elisabeth sandalyeye oturmuş Jack’in yanına gider. Elisabeth Jack’e Bay Shinton’a ne olduğunu biliyor musun diye sorar. Bunun üzerine niye Bay Shinton’a niye bir şey olduğunu düşünüyorsun iş için gideceğini söylemişti der. Elisabeth ama Bay Shinton hoşça kal demeden gitti çok garibime geldi der. Bunun üzerine Jack Elisabeth’e adamın işi vardı gitti bunda garip bir şey yok ki der.  Elisabeth Jack’e her şey çok karmakarışık derken postacı gelir ve Elisabeth’e bir telgraf verir. Telgrafı okuyan Elisabeth Bay Shinton’ın erken ayrıldığı özür dilediğini okur ve daha sonra Elisabeth en azından hususi olarak söyleyebilirdi der. Jack Elisabeth’e en azından Bay Shinton’n başına bir şey gelmemiş zaten en küçük bir olayda en kötüsünü düşünürsen hayatını cehenneme çevirirsin der. Bunun üzerine Elisabeth hadi o zaman yemeğe gidelim der.

Lokantaya gelen Jack ve Elisabeth masalarına oturduktan sonra Elisabeth Bay Shinton hakkında şüpheleri olduğunu açıklayınca Jack Elisabeth’e Bay Shinton sana şato hakkında bazı evraklar yollayacaktı ama doğal olarak telgrafla yollamayacaktı der. Daha sonra garson yemek ve içki servisi yaptıktan sonra Elisabeth Jack’e Bay Shinton’ın yollayacağı evrakların ne hakkında olduğunu sorar. Jack Elisabeth’e şato hakkında bazı evraklardı ama doğal olarak bunlar telgraf yoluyla gönderilmeyecek kadar önemli der. Bunun üzerine Elisabeth acaba evraklar ne hakkında sorunca Jack keşke bilseydim tek bildiğim Bay Shinton evrakları senin görmen gerektiğini söyledi der. Bunun üzerine Elisabeth belki amcamın şatoyu satmak gibi bir niyeti olmadığını anlayabilirdik der. Bu arada yan masada oturan adam konuşulanları dinledikten sonra kimseye fark ettirmeden lokantadan çıkar.

Mahzene inen Matmazel Caroline gizli bir geçitten kimliği belirsiz şahısın saklandığı yere girer. Kimliği belirsiz şahıs şatonun içinde büyük bir miktar uranyum olduğunu yerini keşfettiğini söyler. Matmazel Caroline misafirler ne olacak diye sorunca kimliği belirsiz şahıs onlardan mümkün olduğu kadar çabuk kurtulmalıyız bağlantıda olduğum kişiler işleri çabucak halledersek hayal edemeyeceğimiz yüksek miktarda paraya kavuşacağız der. Bunun üzerine Matmazel Caroline her şeyi halledeceğiz deyip gider. Daha sonra lokantadan dönen Jack ve Elisabeth Elisabeth’in gördüğü kâbuslar hakkında konuşurlar. Jack eğer rahatsız olursan Blanche senin odanda yatsın deyince Elisabeth Blanche’ı rahatsız etmeyelim ayrıca kendi başıma idare edebilirim der. Daha sonra Jack ile öpüşen Elisabeth transa geçmiş gibi Jack’in yanından ayrılıp odasına girer. Daha sonra Elisabeth’in garip davranışlarının sebebinin kimliği belirsiz şahsın verdiği zihin bulandıran ilaç olduğunu anlarız. Aldığı ilacın etkisiyle Elisabeth Jack ile deliler gibi yiyiştiğini sanır.

Ertesi gün Elisabeth ve Cinzia muhabbet ederken Elisabeth Cinzia’ya şatoda çok fazla kalmak istemediğini belirtir. Lafa karışan Matmazel Caroline Elisabeth Hanım ile aynı fikirdeyim geceleri sanki geçmişten gelen varlıklar cirit atıyorlar sanki der. Bunun üzerine Cinzia Matmazel Caroline’ye bu tür eski mekânlarda böyle rivayetlerin olduğunu duymuştum der. Bunun üzerine Elisabeth belki bir alıcı çıkar. Cinzia belki benimle konuşan beyefendinin şato hakkında vardır deyince lafa karışan Elisabeth adamın adını hatırlamaya çalışır. Matmazel Caroline adamın adının Paul Reynaud olduğunu söyler.  Bu arada başka bir odada Gerard ve Jack konuşurlar. Gerard Jack’e bu şatoda bir şeylerin döndüğünü kabul etmelisin der. Bunun üzerine Jack evet ama ne deyince Gerard Jack’e senin yerinde olsam harekete geçerim der. Bunun üzerine Jack o zaman köşeye sıkıştığımız anlaşılabilir zaten buraya geldiğimizden beri Elisabeth’e şatoyu satması konusunda gizliden gizliye baskı yapılıyor der. Bunun üzerine Gerard Elisabeth yaşadığı stres yüzünden huzursuz neden onu alıp gitmiyorsun deyince Jack yapamam kocası değilim der.

Bahçeye çıkan Jack uşak Eduard ile karşılaşır. Uşak Eduard Jack’e uyku mu tutmadı Jack Bey diye sorar. Jack evet babamın bir lafı vardı uykuyu getirmenin en iyi yolu uzun bir yürüyüştür der. Bunun üzerine uşak Eduard akıllıca bir öğüt Jack Bey güzel yürüyüşler der ve Jack’in yanından ayrılır. Kâhya Andree’in yanına giden nasıl gidiyor diye sorar. Kâhya Andree nasıl olsun beyim işim hiç bitmiyor ayrıca şu köpek rahatsız edici olmaya başladı hiçbir şey yememeye başladı der. Jack bende fark ettim sürekli havlayıp duruyor der.  Kâhya Andree mozolenin orada takılıyor hayvanlar konuşabilseydi anlatacak çok ilginç hikâyeler anlatabilirdi der.  Daha sonra köpek kalkar ve gider. Bunun üzerine kâhya Andree Jack’e işte yine şapel kapısına gitti deyince Jack bunun bir nedeni olması gerek der. Elisabeth konyaklı sütünü içerken aniden gelen ses sayesinde korkar ve elindeki fincanı düşürür. Daha sonra uykusu gelmeyen Elisabeth kitapları karıştırırken kimliği belirsiz şahıs Elisabeth’i etkisiz hale getirir. Daha sonra kimliği belirsiz şahıs Eiisatbeth’i kucaklayarak dehlize indirir ve gizli bir bölmeye sokar. Gizli bölmede iki tane cübbeli adamla beraber Elisabeth’i bağlarlar. Daha sonra Matmazel Caroline gizli bölmeye iner ve cübbeli adamlara el işaretiyle Elisabeth’i kamçılamalarını emreder. Cübbeli adam bir süre Elisabeth’i hunharca kamçılar Matmazel  Caroline bir süre sadist bir zevkle Elisabeth’in kamçılanmasını seyrettikten sonra el işaretiyle kafi derecede kamçılandığı belirtir. Daha sonra cübbeli adamlar kor ateşte kızdırdıkları demirleri Elisabeth’e sokarlarken Elisabeth çığlıklar atmaya başlar ve korku içinde yataktan kalkar. Daha sonra Elisabeth’in odasına orta çağ kıyafetli çürümüş deriye sahip şahsı görür ve bayılır.

Ertesi gün Jack bu meseleyi daha ne kadar abartacaksın deyince Elisabeth Jack’e yalvarırım konuyu kapat burada yaşamaya katlanamam der. Daha sonra salona gelen Matmazel Caroline beni çağırmışsınız Elisabeth Hanım deyince Elisabeth seni Mösyö Reynaud’u çağırmanı onunla şu satış olayını konuşmak istiyorum der. Matmazel Caroline pekâlâ Elisabeth Hanım ben Eduard’ı çağırayım dedikten sonra Eduard’ın odasının zilini çalar. Salona gelen Eduard arzunuz nedir diye diye sorunca Matmazel Caroline Mösyö Reynaud’a gider misin onunla mühim bir konu hakkında konuşacağız der.  Eduard tam giderken Matmazel Caroline bir saniye Eduard kasabaya da uğrar mısın erzak alınması gerek der. Eduard gidince Mösyö Reynaud bu saatlerde hep evinde olur. Daha sonra Jack Elisabeth’e benim gazeteye telgraf çekmem gerekiyor kasabaya gitmem gerek der ve şatodan çıkar. Şatonun bahçesinde bahçıvan Andree ile laflar. Bahçıvan Andree Jack’e bahçede hayalet gibi bir şeyin doladığını söyler ama Jack denilenlere gülüp geçer. Jeanette’in odasına giren Elisabeth Jeanette’ye buradaki gizem beni yiyip bitiriyor korkunç kâbuslar ile başa çıkacak takastım kalmadı her şey Matmazel Caroline’nin anlattığı korkunç hayalet hikâyesiyle başladı der. Bunun üzerine Jeanette bir kâğıda güvende değilsin seni öldürmek istiyorlar yazar. Yazılanları gören Elisabeth Jeannete’ye uyardığın için teşekkür ederim der ama konuşmalarının Matmazel Caroline tarafından gizlice dinlendiğinin farkına varmaz.

Jack ve Andree kasabada bulunan lokantaya gelirler ve lokantada sürekli Jack ve Elisabeth’i gözetleyen adam tarafından göz hapsine alınır. Jack ve Andree’in masasına gelen lokanta sahibi Joseph Andree’ye uzun zamandır gelmiyorsun özletin kendini der. Bunun üzerine Andree Joseph’e yol uzun bende çok yaşlandım deyince Joseph Andree’ye öyle deme bizi cebimizden çıkartırsın der. Jack Joseph’e Mösyö Reynaud’u tanır mısın diye sorar. Joseph Mösyö Reynaud ‘un etliye sütlüye karışmadığını ama fazlasıyla ketum biri olduğunu belirtir. Daha sonra Joseph’in çırağı gelip erzakları şatoya götüreceğim deyince götür der. Daha sonra Joseph Eduard’ın uzun süredir kasabaya uğramıyor iyi mi acaba diye sorar. Joseph’in konuşması nedeniyle meraklanan Jack Joseph’e Eduard’a ne olmuştu diye sorar. Joseph haftalar önce bir kaza geçirmişti kanca elini boydan boya deşmişti kanamayı durduramayınca doktora götürdük o gün bugündür görmüyorum görürseniz selamlarımı illetin der.  Bunun üzerine Jack Joseph’e doktorun adresini verir misin deyince Joseph yolun sonunda tabela var oradan bulursun der. Jack Andree’ye benimle mi gelirsin yoksa kendin mi gidersin diye sorunca Andree ben yürüyerek giderim diye cevap verir. Bunun üzerine sürekli Jack’i göz hapsine alan adam Jack gidince şatoda gezinen kimliği belirsiz şahsı arar ve kimliği belirsiz şahıs adama Jack’in icabına bak emri verilir.

Doktorun yazıhanesine giden Jack doktora Eduard hakkında soru sorar. Doktor Eduard’ın mühim bir durumu yoktu eli kesilmişti bizde eli dikip bandajladık ama dikişlerini şimdiye kadar aldırması gerekiyordu der. Bunun üzerine Jack Doktorun elini sıkıp teşekkür ederim diyerek doktorun yazıhanesinden çıkar. Şatoya doğru yola çıkan Jack’in aracı Jack ve diğerlerini lokantada göz hapsine alan adam tarafından engellenir.  Adam Jack’e benimle şayet bir aptallık etmesen bir şey olmaz der. Jack adama araba kapısıyla vurduktan sonra adamın elindeki tabancayı atar. Daha sonra Jack adamla bir süre yumruklaşır ve bir süre sonra adamı etkisiz hale getirir. Bu arada kimliği belirsiz şahıs Jeanette’nin ağzını kapar ve tekerli sandalyesini itip balkona çıkarttıktan sonra balkondan atar. Jack şatonun önünde Paul Reynaud’un arabasının önünü keser. Arabadan çıkan Paul Reynaud Jack’e hayırdır diye sorar. Jack Paul Reynaud’a size bugün satış işlemi olmayacak Elisabeth bu öğlen şiddetli bir migren krizi geçirdi der. Bunun üzerine Paul üzüldüm durumu iyi mi diye sorar. Jack Paul’a sabaha kadar dinlenirse hiçbir şeyi kalmaz der. Paul Jack’e Elisabeth hanıma selamlarımı iletirseniz sevinirim dedikten sonra gider.

Mozole etrafında bulunan köpeğe sahibinin nerede diye soran Jack köpekle beraber mozole içine girer. Köpek Bay Baljon’un mezarının önünde garip hareketler sergileyince Jack mezar duvarını kırmaya başlar ve duvar kırılınca Eduard’ın çürümüş cesedi çıkar.  Daha sonra gizli laboratuvara giren Jack bir sürü deney malzemesi, kıyafet ve lateks maskeler görür. Gördüklerini incelemeye başlayan Jack arkasını döndüğünde Cinzia ile karşılaşır. Cinzia Jack’e gizli polis olduğunu şatonun altında uranyum yatağı olduğunu söyledikten sonra Jack’e yukarı çık benim bir takım evrakları bulmaya çalışacağım der. Yukarı çıkan Jack Eduard ile karşılaşır Jack Eduard’a elin nasıl deyince Eduard iyi cevabını verir. Eduard’ın elini kontrol eden Jack elin tertemiz olduğunu anlayınca sen sahtekârsın der. Bunun üzerine sahte Eduard Jack’e saldırır ve ikili arasında yumruklar ve kılıçlar konuştuktan sonra Jack sahte Eduard’ı etkisiz hale getirir. Sesleri duyan Gerard, Blanche, Elisabeth ve Matmazel Caroline salona gelir. Daha sonra Cinzia salona gelir ve sahte Eduard’ın uluslararası bir suçlu olan Stephane Barkos olduğunu şatoda fark edilmeden operasyonlarını sürdürmesinin sebebinin Matmazel Caroline’nin işbirliği sayesinde olduğunu belirtikten sonra Bay Shinton’ın cesedinin şatoya yakı bir su birikintisinde bulunduğu söyler. Bu arada tam Stephane saldıracakken köpek gelip Stephane’ın üzerine atlar ve Stephane’ın ölmesine sebep olur.  Daha sonra Barkos’un Eduard maskesini kaldıran Jack Barkos’un aslında Paul Reynaud olduğunu öğrenir. Ertesi gün Elisabeth Jack şatoda tek başına ne yapacağına karar veremeyeceğini açıklayınca Jack tek başına olmayacaksın der. ve film biter.







Microworld

  Filmimiz Uzay Hayaleti’ in Jan ve Jace ’in tatil yaptığı gezegene gitmesiyle başlar. U...