https://www.highrevenuegate.com/pqxbdf5xa4?key=0fa5a3e34ecb571364a40d5443900081

1964 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1964 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2025 Pazar

Olga's Girls

 

Filmimiz Olga ’in yeni bir organizasyon tezgahlaması ile başlar.   Uyuşturucu ve kumar Olga ‘in geçim kaynağı idi, örgüt gerekli uyuşturucuları bir bedel karşılığında sağlardı. Olga Johny Gordon’dan kızları isterdi. Muhabbet tellalı olan Johny beyaz kadın ticareti yaparak geçimini sağlardı. Genç kızları Olga gibi kişilere satardı, Johny ’in sattığı kızlar ya hayat kadını ya da ilk defa bu işe giren genç kızlardı. Kızlar uyuşturucuya alıştırıldığı için bu işi yaparlardı. Gordon adları Kitty ve Connie olan soyadları bu işte nadiren kullanılan iki kızı Olga’ya sunar. Olga iyi bir işkadını olarak alacağı ürünün parasına değiyor mu diye kontrol etmek ister.   Olga bu bedenlerin için ne kadar ettiğini sorar.  Johny Gordon fiyatın üç yüz dolar olduğunu söyler. Olga her zaman ilk söylenen fiyatı kabul etmez ve fiyatın iki yüz dolar olması için Johny ile pazarlığa girişir. Uzun bir pazarlık neticesinde fiyat belirlenir. Muhabbet tellalı Johny parasını alır, kazancını sayar ve gider. Johny satacak daha fazla bedenle döneceğini ima edip gider.  Satın aldıklarından memnun olan Olga planlar kurar.


Kızlar fuhuş ve uyuşturucu satıcılığı yapıp parayı Olga’ya getirilerdi. Olga’ in kızlarından Susie ve Coleen daha etkili uyuşturucuların müptelası olmuştu. Susie bu aleme yeni düşmüştü, Coleen ise birkaç yıldır Olga’ in yanındaydı.  Olga’ in sağ kolu olan Coleen ’in uyuşturucu müptelalığı yüzünden uyuşturucuyu günde birkaç kez kullanmaya başladı. Bütün kızlar uyuşturucuya bağlıydılar ve rahatlamak amacıyla kullanıyorlardı, lakin bu his kısa sürede bitiyordu ve bu hazzı yakalamak için fuhuş ve hırsızlığa yöneliyorlardı.  Olga Bonnie’yi yanına aldığında Olga’da garip bir etkisi olmuştu kimse nedenini bilmiyordu ve sormaktan çekiniyorlardı. Bonnie Olga’ in saçlarını tararken Olga içinden Bonnie saçlarımı tararken çok iyi hissediyorum der. Bu arada kızlardan biri Olga’ in odasına girer. Duruma sinirlenen Olga ne hakla odama giriyorsun işe yaramaz şıllık, herkese n halükârda olursa olsun odama girmelerine tembihlemiştim der.  Olga genç kadına bir tokat attıktan sonra sana unutamayacağın bir ders vereceğim, şimdi yıkıl gözümün önünden der.

Olga ’in yanında çalışan Judy ’in görevi Olga ‘in kıyafetleri ile ilgilenmekti. Judy Olga’dan hoşlanıyordu ve her zaman onu mutlu etmek istiyordu. Judy Olga ‘in özel kıyafetini giydirirdi. Olga ikna cübbesi adını verdiği kıyafetinin kendisine güç sağladığını sanıyordu. Olga ‘in en büyük meşgalesi kölelerinin ruhlarını ve zihinlerini kırmaktı. Bu arada Coleen ve Kitty Connie’yi zindana götürür. Connie Olga ‘in ikna metotları için hazırlanmıştı. Connie ’ye bekaret kemeri takılmıştı, utanç verici olması dışında fuhuş yaparak uyuşturucu temin etmesine de mâni oluyordu. Bu Olga için yeterli değildi, Olga Connie ’in ıstırap çekmesini istiyordu ve bu konuda ustalaşmıştı.  Olga Connie ‘ye ikna zindanımı nasıl buldun, kendim tasarladım zekice değil mi der. Olga Connie’yi kırbaçlarken hepinize bana itaat etmeyi öğreteceğim, size iyi para verdim hem bedeniniz hem de ruhunuz bana ait der.


 

Muhabbet tellalı John yanında Leila ve Lauren isimli iki kızla gelir. Olga gördüklerinden John’da anlaşmadan memnundu. John ve Olga için insan bedeni az bir anlamı vardı. Olga Laila’ya uyuşturucu imal işini vermişti, Kitty bu iste Laila’ya yardımcı oluyordu. Bu çeşit uyuşturucular zavallı acı çeken ruhlara satılırdı. Bu illet için çaldığı dilendiği parayı verir ve yavaş, yavaş zihni çürüyüp yaşayan bir ölüye dönüşür.  Bu tür uyuşturucular yurt dışından geliyordu gümrükten kaçak gelen mallar işlendikten sonra komisyonculara verildikten sonra dağıtım için torbacılara veriliyordu. Kızla bazen uyuşturucuyu hazırlamak yerine onu kullanırlardı. Yatmak için hazırlanan Olga’ya servis yapan Bonnie yanlışlıkla çayı Olga ’in üzerine dökünce Olga sinirlenip Bonnie’yi odasından kovar. Dolores isimli kadın diğer kızların işine karışıyordu, bu affedilmezdi ve şimdi ikna zindanında Olga ile yüzleşecekti. Dolores bu çağda insan bedenin alınıp satıldığına inanamıyordu.   Dolores sandalyeye bağlanırken Olga ‘in dediklerini hatırlar. Olga sana sahibim bu da fişi demesini şimdi bütün berraklığı ile anlar. Coleen zindanda hazırlıklar yaparken Olga’da kendisini Dolores için hazırlıyordu. Olga ‘in zihninde başka düşünceler vardı. Olga içinden burası dışında işlettiğim başka mekanlarda var ama böylesi bir sorunla daha önce hiç karşılaşmamıştım, bu kızlar buranın hâkimi olduğumu anlamıyorlar mı der. Dolores ’in yanına gelen demek diğerlerinin erkeklerine göz koyarsın, bakalım bu konu hakkında ne yapacağız der. Eline pürmüz alan Olga bakalım erkekler şimdi hoşlasın diyerek Dolores ‘in göğüslerini yakar.

Bonnie sakarlığı ve Olga’ in isteklerini yerine getirmemesi yüzünden kafese konulmuştu, Leila ise satışa konulmuş uyuşturucuyu kullandı diye kafese konuldu. Olga mahkumlarını aşağılamasını çok iyi bilirdi, soğuk, rutubet ve pislik birkaç saat içinde etkisini gösterecekti mahkumlar bir gün içerisinde çıkmak için Olga’ya yalvaracaklardı. Kimse bir daha oraya dönme niyetinde değildi. Yemek pis yere konulan tasın içindeydi mahkûm acıktığında bir hayvan gibi yiyecekti.  Bir gün Olga örgütten çok rahatsız edici şekilde arandı. Ekibinden biri polise uyuşturucu nakliyesi hakkında bilgi veriyordu ve bu da yüklü miktarda para kaybına yol açıyordu ve şimdi Olga o kişiyi bulacaktı.  Bu iş zor ve meşakkatli bir işti muhbiri bir an önce çıkarmalıydı, yoksa ekip içindeki güven azalacaktı. Böyle bir durumda en yakınlar bile sorgulanacaktı. Olga zihnindeki en vahşi en barbar işkenceler uygulanacaktı, bunlardan biri ise tahta tasmaydı. Olga Susie’ye benimle iş birliğinde bulunursan senin yararına olur. Olga işkencesine devam ederken polislere bilgi sızdıran sen misin, cevap ver der. Olga muhbir değilsen kim bizi sattı diye sorduktan sonra cevap alamayan Olga Coleen’e seslenip bana mengeneyi getir der. Susie’nin ayak bileklerini mengene ile sıkan Olga Susie’ye istediğin kadar çığlık at, bana muhbirin adını söyle bende bunu bitireyim der.  Akşam olunca Olga bu işin zor olduğunu anlamıştı kızlar acıya karşı bilenmişti ve konuşturamıyordu.  

Olga üç gün sonra Bonnie ve Leila’yi kafeslerinden çıkmasına izin verir. Olga Bonnie’yi huzuruna çıkartıktan sonra dersini aldın mı, uslu duracak mısın diye sorar. Bonnie kafasını sallayarak evet diye cevap verince Olga pekala, seni bekaret kemerinden kurtarıyorum ama bana sadakatsizlikte bulunursan çürüyene kadar o kemer üzerinde kalır. Olga bekaret kemerini çıkartırken Bonnie’ye seni satın aldım bana aitsin bunu asla unutma der.  olga Bonnie’ye git yıkan, benim halletmem gereken isler var der.  bonnie yıkanırken Olga Bonnie’in işler hakkında çok az bilgisi olduğunu biliyordu,  Leila ise ekibe yeni katılmıstı işler hakkında o kadar bilgisi olamazdı  diye düşünür.  Olga araştırmasını ekibin eski üyelerinden yapmalıydı ve sırada Judy vardı. Olga Judy’in muhbir olmadığını biliyordu, kendisine karşı çok sadakatliydi ama emin olması gerekirdi. Örgüt kendsine baskı kuruyordu bu yüzden Olga daha aşırı yöntemlerle başvurmuştu. Judy’ye elektrik veren Olga Judy’in acı içinde kıvranmasını seyreder.   


Olga bölgesini genişletmeye kara vermişti, bu sayede işini geliştirip daha fazla müşteri bulma şansı olurdu. Kolluk kuvvetleri artan uyuşturucu bağımlığının artmasının nedenini komünizmdi. Bunun nedeni de Sovyet ve Çin ajanlarının yeraltı dünyasına sızmalarıydı. Bir gün Olga örgüt tarafından aranıp Olga ’in işine karışacaklarını belirtiler. Olga elini çabuk tutmalıydı sorgulanacak az kız kalmıştı. Judy ‘in hain olmadığına emin olan Olga Judy ‘in mahkumluğunu bitirip yanına çağırır.  Olga Judy ’ye bana ihanet etmediğine sevindim der. Olga Judy ’in ellerini çözerken seni arzuluyorum ve benim olacaksın der. Yüzünü ekşiten Olga Judy ‘ye git, yıkan çok pis kokuyorsun der.  Tek bir kız kalmıştı muhbirin kim olduğunu biliyordu ama tam anlamıyla emin olmak istiyordu. Coleen Kitty’yi kırbaçlar. Örgütün nadiren uyguladıkları genel bir kuralı vardı çalışma yerlerini kontrol ederlerdi, fakat vakanın ciddiyeti sayesinde çalışanları kontrol edeceklerdi. Örgüt patronları Olga ‘in kazançlı işini elinde alma niyetleri vardı. Olga Bay B’in elinden geleni yapacağını çok iyi biliyordu, Olga doğru kişiyi bulduğunu biliyordu ama daha fazla vakte ihtiyacı vardı. Patronlar Olga’ya karşı çok doluydular ve hepsi Olga’yi köşeye sıktırmışlardı. Olga bunun farkındaydı ve patronların kuralına uyması gerekiyordu. Patronlar Olga’ya muhbiri bulması için kırk sekiz saat mühlet verdiler.

Muhbir Kitty çıkmıştı. Olga Kitty ’ye seni hain demek konuşmayı seviyorsun, bakalım dilin olmadan nasıl konuşacaksın diyerek Kitty ’in dilini keser. Daha sonra ekip içindeki gerginliği yok etme amacıyla parti tertipler.  Coleen Kitty sayesinde tepki olarak Olga ‘in partisine katılmadı. Kızlar partide verilen uyuşturucuların etkisini tamamıyla yaşıyorlardı. Kitty yaşadıkları yüzünden kurtuluşu ağır uyuşturucularda bulmuştu, lakin bu tür maddelerin dozunu ayarlamayınca kötü sonuçlar olurdu. Kitty ‘in bedenini bulan Dolores bir zamanlar saygın bir olan ama yaptığı yasadışı kürtajlar nedeniyle meslekten ihraç edilen doktoru çağırır. Doktor Kitty ‘in öldüğünü söyler, böyle bir ölüm örgüt tarafından hoş karşılanmazdı. Örgüt bu ölümü öğrenirse Olga ‘in halledemeyeceği büyük bir sorunu olurdu. Olga cesetten kurtulmak amacıyla Kitty ‘in bedenini yakmaya karar verir, ilk olarak Kitty ‘in bedenini parçalara ayıracaktı. Olga parçalara ayırdığı Kitty ‘in bedenini kazana atıp yakar.  Olga son günler benim için çok yorucu kızlarımla alakadar olamadım, bu gece rahat etmeliyim der. Niyetini bozan Olga Bonnie ’ye sulanır ve Bonnie’yi lezbiyen ilişkiye sokar.


Coleen Dolores ve Susie’yi kendi tarafına çekip Olga’ya karşı isyan bayrağı çekip kendi işini kuracaktı. Coleen ’in amacı New York’un zengin muhitlerine tezgâh kurup varlıklı müşterileri çekmekti. Coleen planlarını anlatırken Olga’da gizlice konuşulanları dinler.  Coleen, Susie ve Dolores ’in yanına gelen Olga ne haltlar karıştırıyorsunuz, hiçbir yere gidemezsiniz der. Olga siz iki paralık sürtüklerin tek gideceği zindan olacak dedikten sonra Susie ve Dolores Olga ’in kollarını kavrar ve kelepçe takarlar.  Olga ilk defa bir başkasının merhameti altındaydı ve acı çektirdiği kızların bedelini ödeyecekti. Susie kaderin cilvesi olarak Olga ‘in icat ettiği işkence aletlerinden zorlayıcıyı seçer. Aleti kullanan Susie bu aleti birçok kez kullandığı için etkisini nasıl artıracağını biliyordu. Bu Olga ‘in unutamayacağı bir gece olacaktı, ne kadar sürerse sürsün Olga bir yolunu bulup bunu ödetecekti.   İşerini yapan Judy zindanda sahibesi Olga’yi bulur.  Olga’yi üst katta çıkartan Judy yaralı kadına bakmaya başlar. Kendine gelen Olga Judy ’ye Coleen ‘in harekete geçip, işini ele geçirdiğini söyler. Yaralı halde bile Olga ‘in zihni Coleen’i alt etme planları kuruyordu.  Olga tıpkı bir örümcek gibi avı olan sineği yakalayıp, yok etmek için bir ağ kurmaya başlamıştı.

Susie ve Bonnie Coleen ‘in sağladığı çalışma şartlarını ve varlıklı müşterilerinin keyfini sürüyorlardı.  İkisi de işkence ve aşağılanma dolu bir hayatı geride bırakmıştı. Olga ‘in geri dönüp işin başına geçme düşüncesi kızları yeterince korkutuyordu. Coleen ve diğerlerinin haberi olmadan Lauren ’in kaçırılma planı devreye sokulacaktı, Olga ‘in iki güvenilir elemanı bu planı uygulayacaktı.  Örümcek habersiz sinek için ağını örecekti. Yeni yönetimde kızlar işlerden memnundu muazzam yemekler, en iyi içkiler Coleen ‘in partilerinde servis ediliyordu. Telefon çalar ve Coleen telefona bakar. Arayan Olga’dır ve Lauren’i kaçırdığını ve onu zindanda yüzülecek bir dana gibi astığını söyler.  Coleen ‘in tek yapması gereken gelip Lauren’i almasıydı. Coleen Lauren’i bir an önce alacağını söyledi, örümcek ağını başarılı bir ağ örmüştü.  Kızların ağzından tek kelime çıkmamıştı daha önce Coleen’i bu halde görmemişlerdi. Kim ya da ne onu bu hale sokmuştu. Coleen bu meseleyi kendi halletmeye karar verir.  Olga ‘in mekanına gelen Coleen’e Olga merhaba Coleen dedikten sonra o kadarda zeki değilmişsin, buradan çıkamayacaksın der. Olga Coleen ‘in tehditlerini ve hakaretlerini dinlemiyordu, aklında Coleen’e yapacakları vardı. Coleen zindana doğru gideceği anda Olga ‘in saldırısına uğrar.  İki kadın ölümüne kavgaya tutuşurlar. Coleen tam Olga’yi öldürecekken uyuşturucu krizine girer, bedeni kontrolsüzce titremeye başlar ve yere yıkılır. Örümcek muvaffak bir şekilde tuzağını kurup, avını yakalamıştı.  Olga Coleen’e ne kadar düşünceliyim değil mi ihtiyacın olan uyuşturucuyu sana verdim der. Coleen’e işkence eden Olga bunu hatırladın mı diyerek zorlayıcıyı Coleen ‘in üzerinde dener. Daha sonra kızlarıyla beraber partiye teşrif eden Olga Coleen ‘in kızlarının korkmasına neden olur. Olga küstah bir tavırla yeni yönetim yazısını değiştirip eski yönetim yazdıktan sonra kedi döndü ve pençeleri daha da keskin der ve film biter.  


 

 


6 Ocak 2021 Çarşamba

The Evil of Frankenstein


Filmimiz mezarlıktan ceset çalan tekin görünmeyen bir adamla başlar.
  Daha sonra garip görünümlü adam cesedi taşırken küçük bir kız tarafından fark edilir. Bu arada iyi giyimli bir adam küçük kızın yanına yaklaşınca küçük kız çığlık atarak kaçar. Mezarlığa giren rahip şaşkınlıkla böyle bir kötülüğü kim yapabilir der.  Daha sonra bir evin kapısını çalan mezar soyguncusu kapıyı açan adama Baron Frankenstein diye seslenir. Genç adam tam cevap verecekken arkadan gelen daha önce çocuğu korkutan adam Baron Frankenstein benim der. Bunun üzerine mezar soyguncusu getirdim deyince Baron Frankenstein görüyorum şayet acele etmeyip burada beklersen kasabalıda görecek diye karşılık verir. Bunun üzerine mezar soyguncusu içeri girer. Mezar soyguncusu etrafa meraklı bir şekilde bakarken Baron Frankenstein tarafından yollanır. Daha sonra mezar soyguncusu sokakta dolanırken rahip tarafından kıstırılır ve Baron Frankenstein’in yerini söyler. Bu arada Baron Frankenstein cesedin kalbini çıkarıp akvaryumda tekrar çalıştırır. Bu arada rahip laboratuvara girip Şeytan’ın işini yapıyorsunuz diyerek eşyaları bastonu ile parçalar. Öfkesine yenik düşen Baron Frankenstein rahibe saldırır ama yardımcısı Hans tarafından engellenir.  Hans Baron Frankenstein’e daha fazla kişiyle gelecek gitmemiz gerekecek diyerek at arabasına doğru gider. Bu arada Baron Frankenstein kederli bir ses tonuyla neden her işimi bozuyorlar der.
Hans ve Baron Frankenstein at arabasıyla ilerken Baron Frankenstein Hans’a Karlstaad’a dönüyoruz der. Hans şaşkınlıkla Baron Frankenstein’a ama efendim oraya dönmeyeceğinizi söylemiştiniz deyince Baron Frankenstein Hans’a umarım hafızaları kötüdür der. Hans oradan gideli on sene bile olmadı deyince Baron Frankenstein başka nereye gidebilirim malzeme almam için paraya ihtiyacım var başka bir fikrin varsa söyle der. Hans yok diye cevap verince Baron Frankenstein bende öyle düşünmüştüm diye karşılık verdikten sonra şatodaki tablolar, halılar ve mobilyalar servet değerinde eğer onları satabilirsem deneylerime devam edebilirim der. Bunun üzerine Hans Baron Frankenstein’e bu sebepten dolayı Karlstaad’a dönüyorsunuz ama köyden geçmeniz gerekecek der. Baron Frankenstein Hans’a gün doğuyor herkes tarlalara gidiyordur diye karşılık verir.  Bu arada Mary isimli dilsiz bir dilenci bir grup serseri tarafından kovalanırken az daha at arabasının altında kalır. Baron Frankenstein ve Hans Mary’in arkasından bakarlar. Daha sonra Baron Frankenstein şansa bak ekim karnavalına gelmişiz der. Hans tedirgin bir halde ne şansı kasabada herkes dışardadırlar der. Baron Frankenstein tam aksine kalabalığı siper olarak kullanıp kasabaya gireceğiz der. Baron Frankenstein ve Hans zorlanmadan kasabaya girerler. Hans Baron Frankenstein’a her zaman gibi haklısınız deyince Baron Frankenstein her zaman değil çoğunlukla haklıyımdır diye karşılık verir

Şatosuna gelen Baron Frankenstein gıyabına yapılmış asılı kuklayı görünce üzüntü dolu bir sesle niye beni rahat bırakamıyorlar der. Bunun üzerine Hans bana hiçbir zaman neden burayı terk ettiğinizi ve hiç dönmediğinizi anlatmadınız der. Baron Frankenstein Hans’a evrim ve yaşam hakkındaki eski teorileri çürütmeye niyetliydim biofiziksel yapıyı yeniden yapılandıracaktım tıpkı kimyadaki etki ve tepki gibi harici dürtülerle kontrol edilecekti der. Konuşmasına devam eden Baron Frankenstein teorimi kanıtlamam için labortuar ortamında yaratılacak bir canlıya ihtiyacım vardı  daha önce söylemedim ama bunu başardım ama bir şekilde yavan bir başarıydı yarım fikirlere yaratılan yarım bir mahlukatı işe yaramıştı lakin muvafkiyetimin değerini yaşayacak yeterli bir vaktim olmadı çünkü yok edildi der.  Daha sonra Baron Frankenstein o gün daha önce görmediğim bir fırtınaya şahit oldum yalnızca gökten gelen enerjiyi kullanacaktım haftalar önce hazırdım bedeni buza yatırmıstım ama o zamana dek hayat kvılcımına çakmak için gerekli oplan elektrik enerjisini elde edememiştim o fırtına yıllardır aradığım sorunun çözümüydü der. Geçmiş anılar alemine giriş yaparız Baron Frankenstein yaratığına şimsekten gelen enerjiyi aktararak can verir. Daha sonra Baron Frankenstein yaratığın hareketlerini gözlemleyip notlar alır. Bir gün Baron Frankenstein yaratığa et verir. Ertesi Baron Frankenstein uyurken yaratık serbest kalır ve köydeki hayvanları telef eder. Bu arada yaratığı bulan baron yaratığı öfkeli köylülerden korumak ister ama başarısız olur ve köyden sürgün edilir. Daha sonra Baron Frankenstein bir sürü işlerde çalıştığını her kazandığı parayı projesi için biriktirdiğini ama başarısızlıklarla boğuştuğunu söyler.

Hans ile panayıra giren Baron Frankenstein Hans’a acıktım şu handa yemek yiyelim der. Hans bu çılgınlık der. Baron Frankenstein küstah bir tavırla açlıktan ölelim mi diye karşılık verir. Bunun üzerine Hans güvenli mi deyince Baron Frankenstein yemek mi diye sorar. Hans hayır burada tanınabiliriz deyince Baron iki maske alıp Hans’a bir tanesini Hans’a verir. Hana giren Baron Frankenstein hancıdan şarap, iki çorba ve ekmek ister. Hancı yemek servisimiz yok deyince Baron Frankenstein hancıya şayet içki servisi yapıyorsan yemek servisi de yapıyorsundur diye karşılık verir. Hancı pekâlâ dedikten sonra Baron Frankenstein gitmeden şarapları düzgün doldur der.  Baron Frankenstein ve Hans yemeklerini yerken Baron Frankenstein’in gözü neşeyle yemek yiyip muhabbet eden gruba takılır.  Baron Frankenstein şuna bak eski dostlarım belediye başkanı ve polis şefi der. Daha sonra polis şefinin parmağındaki yüzüğü fark eden Baron Frankenstein hiddetlenir. Hans Barona ne oldu diye sorunca belediye başkanın yüzüğünü çaldığını söyler. Bu arada Baron Frankenstein’in davranışlarını polislerin dikkatini çeker. Baron Frankenstein’in yanına giden polisler barona sorun nedir diye sorunca Baron Frankenstein polislere belediye başkanının yüzüğünü çaldığını şayet harekete geçmezlerse kendisinin harekete geçeceğini söyler. Polis şefi seni tanıyorum deyince Hans masayı devirip Baron Frankenstein ile kaçar.


Zoltan isimli bir hipnozcu seyircilerden birini hipnoz ederek önce horoz gibi daha sonrada Frankenstein’in mahlûkatı gibi davrandırır. Bu arada Hans ve Baron Frankenstein’da kalabalığın arasına karışıp polisleri atlatmaya çalışırlar. Daha sonra Zoltan Baron Frankenstein ve Hans’i gösteriye dâhil olmaları için sahneye çıkartır. Zoltan seyircilere şimdi yeteneklerimi sergilemem için mutlak bir sükûnete ihtiyacım var der. Daha sonra polis seyircilerin arasına dalıp. Gösteri bitmiştir herkes çadırdan çıksın deyince Zoltan polis şefine ne cüretle gösterimi bölersin diye çıkışır. Bunun üzerine polis şefi Zoltan’a izin belgen nerede diye sorar. Zoltan polis şefine ne izni ben tanınmış bir sanatkârım diye karşılık verir. Polis şefi Zoltan’a gördüğüm kadarıyla iznin yok dedikten adamlarına tutuklayın şunu der. Polisler Zoltan’a kelepçe takarken Zoltan polis şefine bunun bedelini ödeyeceksin der. Belediye başkanı yatmaya hazırlanırken Baron Frankenstein içeriye girer. Belediye başkanı Baron Frankenstein’a ne istiyorsun diye sorunca Baron Frankenstein malım için geldim diye cevaplar.  Belediye başkanı Baron Frankeinstein’a mallarına el konuldu şimdi polisi çağıracağım der.  Belediye başkanın evine gelen polis şefi Baron Frankenstein’e buraya geldiğini pişman olacaksın der. Bunun üzerine çevik bir hareketle başkanın odasına giren Baron çarşafları birbirine bağlayıp pencereden iner.

Baron Frankenstein Hans’in yanına gelince Hans şatoya mı dönüyoruz diye sorar. Baron Frankenstein hayır polislerin ilk bakacağı yer orası dedikten sonra dağı gösterek yukarı çıkacağız der. Hans şaşırarak yukarısı mı deyince Baron Frankenstein tek çıkış yolu orası diye karşılık verir. Bir süre dağa tepin doğru yürüyen Hans Baron Frankenstein’e daha fazla devam edemeyeceğim dinlemem gerek der. Bunun üzerine Baron Frankenstein neden hala benim yanımdasın diye sorunca Hans açıkçası bunu bende merak ediyorum diye karşılık verir. Baron Frankenstein benimle birlikte kalırsan acıdan başka bir şey eline geçmez deyince Hans Baron Frankenstein’a sizden bilgi ediniyorum diye karşılık verir. Bunun üzerine Baron Frankenstein bunu üniversiteden de elde ediyorsun deyince Hans siz üniversitede bulunmayan bir bilgiye sahipsiniz yaşamın sırrına der.  Bu arada yıldırım sesini duyan Baron Frankenstein birazdan fırtına başlayacak bir yerlere sığınmamız gerek der. Daha önce gördükleri dilsiz dilenci Mary el kol hareketleri yapıp Baron ve Hans’i yanına çağırır.

Mary’yi izleyip mağaranın içine geçen Baron Frankenstein ve Hans’a Mary yemeğini ikram eder. Hans Mary’ye senin yeterli yemeğin var mı deyince Mary anlamsız sesler çıkarır. Bunun üzerine Baron Frankenstein Hans’a o seni duyamaz diyerek Mary’in sağır ve dilsiz olduğunu söyler. Daha sonra mağarada gezen Baon Frankenstein Mary’in mağarada bulunan buz kütlesine hayranlıkla baktığını görür. Buz kütlesine bakan Baron Frankenstein mahlûkatının buz kütlesinin içinde mahsur kaldığını görür. Baron Frankenstein heyecanlı bir şekilde Hans’i çağırır. Buz kütlesine bakan Hans bu nedir diye sorunca Baron Frankenstein buz kütlesinde mahsur kalan mahlûkatın yanına gidip mükemmel şekilde muhafaza edilmiş der. Bunun üzerine Hans Baron Frankenstein’e muhtemelen buzun içine düşmüş sanki beklermiş gibi duruyor der.  Baron Frankenstein evet beni beklemiş onun hayatını yeniden vermeliyim onu götürmeliyim der. Hans nereye götüreceksiniz diye sorunca Baron Frankenstein şatoya tabii başka nerede çalışabilirim ki diye karşılık verir. Daha sonra Baron Frankenstein mağarada kontrollü bir ateş yaratıp buzu eritip mahlûkatı çıkartıp Mary ve Hans ile mahlûkatı şatoya doğru taşır. 

Baron Frankenstein ve Hans aynı işlemleri tekrarlayıp mahlûkatı yeniden hayatta döndürmeye çalışırlar lakin mahlûkat her türlü deneye rağmen hatta Baron Frankenstein mahlûkatın ellerini yakmasına rağmen hareket etmez.  Bunun üzerine Baron Frankenstein o beceriksiz aptallar sürüsü kurşunlarıyla beyini parçalamışlar der. Hans fakat beyni onarmıştınız deyince Baron Frankenstein evet parçaları birleştirmiştim Hans ama hayat kıvılcımı yok edilmiş diye karşılık verir. Konuşmasına devam eden Baron Frankenstein ahmaklar anlamadıkları her şeyi yok ediyorlar diye hayıflanır. Hans Baron Frankenstein’a yapabileceğiniz bir şey yok mu diye sorunca Baron Frankenstein beni yeneceklerini düşünüyorlar ama daha yenilmedim diyerek laboratuvardan çıkarlar. Daha sonra Hans’te laboratuvardan çıkınca Mary mahlûkatla yalnız kalır.  Baron Frankenstein beyin bozulmamış tıpkı hücre yapısı ve metabolizması gibi o zaman neden beyni işlev görmüyor der. Baron Frankenstein bir kez çalışınca çalışmaya devam edecek bundan eminim fakat nasıl deyince Hans belki de bir çeşit fiziksel şok olabilir der. Baron Frankenstein mahlûkatın kafatasına yıldırımın tüm kuvvetini verdim yeterli oldu mu hayır doğrudan zihinsel şoka ihtiyacı var der.  Daha sonra Baron Frankenstein’in aklına panayırda gördüğü hipnozcu Zoltan gelir.

 Zoltan eşyalarını toplarken Baron Frankenstein Zoltan’in kapısını ısrarlı bir şekilde tıklatınca Zoltan pekâlâ geliyorum diyerek kapısını açar. Baron Frankenstein girebilir miyim dedikten sonra Baron Frankenstein Zoltan’a birini mi bekliyorsun diye sorar. Zoltan polisi bütün gün başıma dert oldular diye cevap verdikten sonra Baron Frankenstein’a bundan sana ne der. Bunun üzerine Baron Frankenstein seni görmeye geldim der. Zoltan Baron Frankenstein’a seni buradan atılmadan önce görmüştüm polis ile işbirliğinde misin diye sorunca Baron Frankenstein kendisini tanıtır. Zoltan seni duymuştum benim gibi sende bu kasabadan atılmışsın der. Baron Frankenstein Zotan’a gidiyor musun deyince Zoltan kurdukları saçma mahkemeyle beni buradan sürgün ettiler. Bunun üzerine Baron Frankenstein Zoltan’a sana yeteneklerini kullanman için meydan okuyorum şayet teklifimi kabul edersen şatomda kalacaksın der. Zoltan Baron Frankenstein’a birisini hipnoz etmemi istiyorsun değil mi der.  Baron Frankenstein evet diye cevap verdikten sonra Zoltan yoksa bir kadın mı zaten başım yeteri kadar dertte deyince Baron Frankenstein hayır bir adam becerebilirsen der. Zoltan beceremeyeceğimi sanıyorsun deyince Baron Frankenstein istifini bozmadan Zoltana’a seni Frankenstein şatosunda bekliyorum der.

Şatoya gelen Zoltan ilk önce Baron Frankenstein’in yardımcısı Hans ile tanışır. Zoltan Hans’ı kastederek bunu mu hipnoz edeceğim deyince Baron Frankenstein hayır bunu diyerek hareketsiz yatan mahlûkatı gösterir. Zoltan panikle geri çekilip bu insan değil bu bir canavar der. Bunun üzerine Baron Frankenstein Zoltan’a nereden bulduğumu söylemeyeceğim lakin harika bir beyni ve gözleri var der. Zoltan Baron Frankenstein’a ne yapmamı istersin diye sorunca Baron Frankenstein zihnine girip beynini canlandırmanı istiyorum der beyne tepki verdir zamanın yok der. Zoltan biraz düşündükten sonra Baron Frankenstein’a aynaya ve güçlü bir ışığa ihtiyacım var diyerek Baron Frankenstein’in isteğini kabul eder. Zoltan mahlûkatı hipnoz ederek uyutur. Daha sonra Zoltan mahlûkatı uyutur ama Baron Frankenstein mahlûkatın uyandırmasını ister. Baron Frankenstein’in dediğini yapan Zoltan mahlûkatı uyandırır. Uyanan mahlûkat saldırgan davranışlar sergileyince Hans ve Baron Frankenstein zorlukla eter kullanıp mahlûkatı etkisiz hale getirir.

Baron Frankenstein başarısını kutlarken Zoltan Baron Frankenstein’a mahlûkatınla ne yapmayı düşünüyorsun diye sorar. Baron Frankenstein Zoltan’a ne demek istiyorsun diye karşılık verince Zoltan mahlûkatı sirklerde, panayırlarda ve ona benzer yerlerde sergileyebilirsin der. Bunun üzerine Baron Frankenstein mahlûkatı ileriki deneylerinde kullanacağını belirtir.  Zoltan küstah bir tavırla mahlûkat seni dinlemeyecek deyince sinirlenen Baron Frankenstein Zoltan’a mahlûkatın bir beyni var ama seni dinleyecek ama sana itaat etmeyecek diye karşılık verir. Daha sonra Baron Frankenstein mahlûkata ayağa kalk der ama mahlûkat tepki göstermez. Bunun üzerine Zoltan mahlûkata Baron Frankenstein’in dediğini yap der. Zoltan’in buyruğunu yerine getirir ve Zoltan alaycı bir tavırla doğruyu söylemiştim değil mi der. Bunun üzerine Zoltan Baron Frankenstein’a açgözlü birisi değilim mahlûkatı kast ederek şu yakışıklı arkadaşımızın üzerinden sen, ben ve genç arkadaşınla üçlü bir ortaklık yapalım der. Baron Frankenstein Zoltan’in teklifini kabul eder. Zoltan Baron Frankenstein’in elini sıkmak ister ama Baron Frankenstein sözüm kâfi mi değil mi diyerek Zoltan’i tersler.  Zoltan gittikten sonra Hans Zoltan’a güvenmediğini söyleyince Baron Frankenstein Zoltan’a şu an için ihtiyacım var diye karşılık verir.  


Mahlûkatın yanına giden Zoltan ilk olarak dilsiz Mary’yi korkutur. Daha sonra mahlûkatı hipnozla telkin edip altın çalması için gönderir. Handan kovulan sarhoş bir adam mahlûkatı yolda elinde çalıntı altınlarla görünce hanın içinde korkuyla hanın içine girmek için yalvarır fakat daha sonra bayılır. Ertesi sabah sarhoş adam gece gördüğünü anlatmak amacıyla karakola gider ama ciddiye alınmaz. Bu arada Zoltan’in yanına giden Baron Frankenstein Zoltan’dan mahlûkata bazı testlerde bulunmasını ister. Zoltan mahlûkatın yorgun olduğunu söyler. Zoltan’in dediğine şaşıran Baron Frankenstein Zoltan’a bütün gece dinlendi deyince geveleyerek konuyu değiştirmeyi başarır. Mahlûkatın yanına gidip belediye başkanın ve polis şefinin kötü insanlar olduğunu cezalandırılmaların gerektiğini söyler. Mahlûkat Zoltan’in görevini yerine getirmeye gidince Zoltan Mary’yi saklandığı yerden çıkartır taciz etmeye başlar. Daha sonra Zoltan vaktimi senin gibi birisiyle harcayamam diyerek Mary’yi bırakır.

Belediye başkanın evine giren mahlûkat belediye başkanını vahşice döverek öldürür. Bu arada belediye başkanın evinden çığlıklarını duyan hızlıca olay yerine doğru koşarlar. Aynı esnada polis şefinin kıyafetini deneyen polis karakola giren mahlûkat tarafından öldürülür. Sabah olduğunda Zoltan’in yanına gelen mahlûkatın ellerini kontrol eder. Mahlûkatın kanlı ellerini fark eden Zoltan mahlûkata cinayet işlemeyecektin yalnızca korkutacaktın diye söylemeye başlar. Daha sonra çalıntı altınlarla kaçmaya çalışan Zoltan Hans ve Baron Frankenstein tarafından yakalanır. Baron Frankenstein Zoltan’i evire çevire döverek evinden kovar. Zoltan gitmeden önce Baron Frankenstein’a bunun için seni öldüreceğim der. Mary mahlûkatı beslerken Zoltan mahlûkatı hipnoz ederek mazgal demirlerini söktürür. Baron Frankenstein’in yanına koşarak durumu anlatmaya çalışır. Baron Frankenstein ilk başlarda durumu anlamaz ama mahlûkatı elinde mazgal demiriyle görünce gaz lambasının ateşini kullanarak mahlûkatı geride tutar. Bu arada Zoltan mahlûkata sürekli öldürme emri verince kontrolünü yitiren mahlûkat Zoltan’a demir saplayarak öldürür. Mahlûkat kaçınca Baron Frankenstein Hans’a onu takip et ve gözünden önünden ayırma der.

Baron Frankenstein’in yanına gelen polis şefi mahlûkatın işlediği cinayetler nedeniyle Baronu tutuklayıp hapse atarlar.  Daha sonra Hans Mary’yi mahlûkatla beraber bir mağarada bulur ve şatoya geri dönmeleri için ikna eder. Bu arada kasabanın sarhoşu polis şefine mahlûkatın tarifini yaptıktan sonra Baron Frankenstein şimdi bana inandın mı diye sorar. Polis şefi Baron Frankenstein’a sana inanıyorum ve bu sebepten dolayı canavarını yakarak yok edeceğim der.   Polis şefi kasabalılarla beraber mahlûkatı gittikten sonra Baron Frankenstein cebindeki eteri çıkartır ve bilerek cebindeki altın sikkeyi sesli bir şekilde yere atar. Karakoldaki polis sikkeyi almak için harekete geçtiğinde Baron Frankenstein eteri kullanarak polisi bayıltır. Daha sonra at arabasını çalıp şatosuna gider. Bu arada Mary yanlışlıkla mahlûkata brendi verince mahlûkat sarhoş olup etrafı parçalamaya başlar. Şatoya gelen Baron Frankenstein Hans ve Mary’ye gitmelerini söyler. Baron Frankenstein eteri kullanarak canavarı etkisiz hale getirmek ister fakat mahlûkat eteri içer. Eteri içtikten sonra kendini daha da kaybeden mahlûkat yangın çıkartır. Baron Frankenstein mahlûkatı kurtarmak isterken patlama olur şatodan çıkan Hans en sonunda baronu yendiler der ve film biter 



 

2 Temmuz 2015 Perşembe

Dr. Orloff's Monster


Filmimiz yatağa uzanmış derin düşüncelere dalmış elli yaşlarında bir adamla başlar. Adam zihninde karısının onu seviyorum sözünü duyduktan sonra nasıl olur biri kardeşim diğeri karım en iki kişi bana nasıl ihanet eder diye düşünür. Daha sonra adın Conrad olduğunu öğrendiğimiz adam hasta yatağında yatmakta olan şahsa nasılsınız profesör diye sorar. Profesör çok kötüyüm artık fazla zamanım kalmadı sen muvaffak oldun mu diye sorar. Conrad olamadım nefes alıyor manyetik dolaşımı iyi ama nasıl hareket ettireceğimi hala bilmiyorum der. Bunun üzerine profesör Conrad’a dinle beni ben ölüyorum sırrımı mezara götürmeme gerek yok sen benim sadık bir talebemdin sana yaratığının nasıl hareket ettireceğini göstereceğim der. Condrad biliyordum profesör sizin hayalinizi hakikat yapacağım der. Profesör dosyaları Conrad’a gösterip ultra sonik dalgalarla yaratığın hücresel etkilere her türlü komutuna uyacak der.

Laboratuvarına giden Conrad profesörün dosyasında yazılanları harfi harfiyen uygular ve yaratığının hareket etmesine muvaffak olur. Daha sonra sevgilisiyle buluşan Conrad sevgilisine çok pahalı bir kolye hediye eder. Akşam olduğunda Conrad’ın sevgilisinin varyete kulübünde striptizci olarak çalıştığını öğreniriz.  Gösterisi biten striptizci kadın odasında hazırlanırken Conrad’ın yaratığı odaya girip striptizci kadını boğarak öldürür ve Conrad’ın kullandığı arabaya binip gider.

Ertesi gün genç bir kadın yolda arabası olan bir şahıs tarafından taksiye ihtiyacınız var mı diye sorar. Genç kadın hayır teşekkürler ben otobüsle gideceğim diyerek genç adama tavır yapar.  Bunun üzerine genç adam genç kıza yalnızca masumca bir öpücük çabasıydı der. Adının Melisa olduğunu öğrendiğimiz genç kadın siz İspanyollar kendinizi Don Juan’ın taklidi olarak görürsünüz der. Adının Pablo olduğunu öğrendiğimiz genç adam biz İspanyollar kendimizi Don Juan taklidi olarak görmeyiz kendisi olarak görürüz der. Daha sonra otobüsü kaçıran Melisa Pablo’un aracına binmek zorunda kalır. Pablo Melisa’ya yolculuk nereye der. Melisa Holfen’de yaşayan amcası ve yengesini göreceğini söyler. Varacağı yere varan Melisa Pablo’un Noel’ini kutlar ve soğuk davranışları için Pablo’dan özür diler. Pablo gitmeden önce bu civarda kalabilecek otel var mı diye sorar. Melisa Hotel Holfen’de kalabilirsin der.

Şatoya giren Melisa’yı kahya Ciceron karşılar. Daha sonra Melisa yengesi Ingrid ile karşılaşır. Ingrid Melisa’ya beni niye öpmüyorsun deyince Melisa yengesini yanaktan öper. Ingrid Melisa’ya takıldığın tavır korku mu yoksa iğrenti mi ama bunu beklemiyordun değil mi lakin acı yalnızlığın etkileri bunlar. Melisa amcam Conrad nerede diye sorar. Ingrid lanet deneyleri ile uğraşıyor bana gelince bu lanet evde tutsak kaldım der.  Daha sonra Igrid Ciceron’a Melisa’ın eşyalarını odasına çıkart der. Yukarı çıkan Melisa amcasının laboratuvarını girer. Bu arada gizli bir bölmede Conrad yaratığı olan Andross ile uğraşırken yeğeni Melisa’yı görür ve buraya nasıl gelirsin kimden izin aldın der. Melisa Conrad amca beni mahzur görün der. Bunun üzerine Conrad sen Melisa’ın değil mi özür dilerim ama buraya girilmemesi için kesin talimatlar verdim der.  Bunun üzerine Melisa Conrad’a seni birisiyle konuşurken duydum deyince Conrad yanlış duymuşun akşam yemeğinde görüşürüz der.

Amcası Conrad ve yengesi Ingrid ile akşam yemeği sofrasına oturur.  Conrad Melisa’ya benim günlerim sayılı yarın avukata gidip senin miras işini halledelim der. Melisa öyle söyleme amca sen daha çok gençsin deyince Conrad gençliğin ölüme engel olacağını mı sanıyorsun der.  Ingrid seni tedirgin gördüm yoksa vicdanın mı seni rahatsız mı etti deyince Conrad sert bir ses tonuyla Ingrid’e kes artık sesini der. Bunun üzerine Ingrid kesmeyeceğim bu köhne yerde bulunmaktan yalnızlıktan bıktım diyerek isyan bayrağını çeker. Conrad Inrid’e senin zihinsel buhranlarından haberim var der. Gece olduğunda Melisa amcası Conrad’ın gizlice dışarı çıktığını görür.

Varyete kulübüne giden Conrad şarkıcıyı pürdikkat seyreder. Şarkısını bitiren şarkıcı başka bir adamın yanına gelir. Adam şarkıcıya arkadaşın yine gelmiş der.  Şarkıcı evet der. Adam şarkıcıya seni rahatsız mı ediyor diye sorar. Şarkıcı hayır ama beni korkutuyor yine de iyi biri lakin sakladığı büyük bir sır var. Bunun üzerine adam şarkıcıya çok fazla dedektif romanı okuma onun yanına git der. Conrad’ın masasına oturan şarkıcı niye soyunma odasına gelmedin diye sorar. Conrad seninle içki içmek istedim o kadar sana hediye getirdim der. Hediyeye sevinen şarkıcı Conrad’a bu muhteşem bir kolye der.

Melisa yatağında uyurken defalarca bir sesin katil dediğini duyar ve yatağından kalkar. Yengesinin odasına giden Melisa yengesi Ingrid’in uykusunda sayıkladığını duyar ve ışığı açar. Uyanan Ingrid Melisa’ya burada ne işin var diye sorar. Melisa Ingrid’e uykunda konuşuyordun diye cevap verir. Bunun üzerine Ingrid Melisa’ya ne dedim ben diye sorar. Melisa sevdiğiniz birisinin başka biri tarafından öldürüldüğünü diyordun.  Ingrid kimden bahsediyordum diye sorunca Melisa bilmiyorum diye cevaplar. Daha sonra Ingrid’in yanında resmi alır ve yenge bu resimdeki şahıs kim bana tanıdık geldi der.  Ingrid resimdekinin gerçekten kim olduğunu bilmiyorsun o senin baban Andross annen sana hiç babanın resmini göstermedi mi der.  Melisa hayır göstermedi der ne zaman babamdan bahsetmem annem konuyu değiştirirdi der. Bunun üzerine Ingrid Melisa’ya seni zavallı biçare babanın anısı anneni derinden yaraladı deyince Melisa fakat niye babam nasıl öldü diye sorar. Ingrid bir gece odasında aniden öldü der. Melisa hangi odada öldü diye sorar. Ingrid kuleye yakın odada öldü ama yalvarırım daha fazla soru sorma der ve ağlar.

Sabah olduğunda Melisa kâhya Ciceron’a babasının öldüğü odayı sorar. Kâhya Ciceron odanın anahtarları Conrad’ın elinde olduğunu ve girilmesinin katiyen yasak olduğunu belirtir. Bu sırada Melisa Pablo’un geldiğini görünce kâhya Ciceron Melisa’ya amcanız yabancıların buraya gelmesini kesin kez yasakladı der.  Şatonun önüne çıkan Melisa Pablo’ya hadi gidelim der.  Ormanlık alana giden Melisa ve Pablo muhabbet ederler. Akşam olduğunda Melisa gürleyen yıldırım sesiyle kalkar. Melisa evde gezinirken Andross esir tutulduğu cam kafesten çıkar. Melisa babası Andross’un öldüğü odaya girer ve babası Andross karşılaşır ve çığlığı basıp bayılır. Seslere gelen Conrad Andross’a sakin ol gel der ama Andross şatodan kaçar. Duyduğu seslere uyanan Ingrid neler oluyor diye sorar. Conrad Ingrid’e çabuk Melisa’ya bak kardeşimin odasında baygın yatıyor dedikten sonra kâhya Ciceron’u çağırıp aracı hazırlamasını ister.

Bir bestekâr ve sevgilisin evini görürüz. Bestekar piyanosuyla ilgilenirken sevgilisi banyoya gider.  Genç kadın banyo yaparken Andross kadını gizlice gözetler. Banyosunu bitiren genç kadın Andross’u görünce bayılır. Seslere gelen bestekâr Andross ile karşılaşır ama Andross tarafından etkisiz hale getirilir. Conrad ise ultra sonik cihazını kullanarak Andross’u arar ve Ciceron’a mezarlığa gidelim der. bu arada Andross aile kabrine gidip mezarına bakar. Bu arada Conrad Andross’u bulur.

Andross daha önce abisinin kolye hediye ettiği varyete şarkıcısının sahne aldığı kulübe gider. Şarkıcı sahnesini bitirdikten sonra kulisine döner ve Andross’la karşılaşır. Şarkıcı çığlığı basar ama Andross şarkıcıyı gırtlayarak öldürür. Sese gelen kulübün fedaisi Andross’u durdurmaya çalışır lakin muvaffak olamaz. Daha sonra olay yerine gelen polis dedektifi kulüp sahibini sorgular. Kulüp sahibi Andross’ ateş ettiğini ama Andross’a tesir etmediğini söyler.  Daha sonra polis dedektifi kulüp fedaisini sorgular. Kulüp fedaisi saldırganı siyahlar içinde deri eldivenli insanüstü kuvvetli birisi olarak belirtir.

Pablo şatonun önünde arabasına kornasına basarak Melisa’yı çağırır. Seslere gelen Conrad Pablo’ya ne istiyorsun sorar.  Pablo ben Melisa’yı bekliyordum üniversiteden arkadaşıyım deyince Conrad Pablo’ya Melisa gelmeyecek ve üniversiteyi bırakmayı düşünüyor der. Daha sonra kâhya Ciceron Melisa’ya şimdi daha iyisin yanağına renk gelmiş der. Melisa’ın odasına giren Conrad kâhya Ciceron’a müsaade eder misin deyip kâhya Ciceron’u odadan çıkarır. Melisa amcası Conrad’a dışarıda kim vardı korna sesi duydum deyince Conrad ben laboratuvardaydım hiçbir şey duymadım der.  Melisa amcasına benim neyim var diye sorar. Conrad yeğenine yaşına uygun merakın rahmetli babanın odasına gitmeyi yönlendirdi odayı toz ve örümcek ağları ile görünce şoka girip bayıldın ama bunları düşünmeliyim Noel arifesindeyiz der.


Noel zamanı gelir kâhya Ciceron ve Melisa Noel şarkıları söylerken Conrad sinirli bir şekilde sessiz olmalarını söyledikten sonra dışarı çıkar. Ingrid Conrad’a nereye gidiyorsun deyince biraz hava almaya gideceğim der. Bunun üzerine Ingrid Melisa’ya yatağına git Noel kutlayacak halimiz kalmadı der. Melisa yatağında uyurken odaya Melisa’ın babası Andross girer ve kızının saçlarını okşar. Uykusundan uyanan Melissa babasını tanımaz ve Andross’a sen kimsin diye sorar. Andross konuşmaya çalışır ama muvaffak olamaz ve odadan kaçar. Daha sonra şatodan kaçan Melisa Holfen oteline gider ve Pablo ‘yu bulur ve amcasının daha önce dediklerini yalanlar.


Melisa Pablo’ya şatoda babasıyla ilgili büyük bir gizemin döndüğünü bunu çözmeden ayrılmayacağını söyler. Bu arada polisler cinayetlerin ana ipucunun kurbanlarının boynunda takılı kolyeler olduğunu ama kolyelerin hiçbir kuyumcuda bulunmadığını söyler. Daha sonra varyete kulübünün fedaisi karakola gelir ve şarkıcının müdavimi olan Conrad’ın eşkâlini tarif eder. İyi giyimli eğitimli sakallı sürekli hediye getiren biri olarak tarif eder.  Sabah olduğunda Melisa yengesi Ingrid’e şatoda dönen olayları sorar. Ingrid ben olanları unutmak için içiyorum deyince Melisa bir yararı oldu mu diye sorar.  Ingrid olmadı dedikten sonra büyük aile sırrını anlatır. Ingrid’in eniştesi ile gizli bir ilişkisi olduğunu Conrad’ın bu ilişkiyi öğrendikten sonra Andross’u neşter ile öldürüp ameliyatta öldü süsü verdi der.


Conrad esrar tekkesinde kafayı bulur ve kolyeyi Amira isimli kadına verir. Daha sonra Amira kolyeyi başka bir kadına verir ve başka kadın Andross tarafından öldürülüp nehre atılır lakin buna genç bir adam tanık olur. Sabah olduğunda Conrad’ın hocası profesör cinayet haberlerini okur. Bu arada önceki cinayete tanık olan genç katilin etraftan habersiz robot gibi davrandığını söyler.  Daha sonra karakolu arayan kimliği belirsiz şahıs kolyelerin içinde verici olduğunu söyler ve Doktor Fishermann cinayetlerle ilgisi olduğunu söyler. Bunun üzerine polis dedektifi bana Doktor Fishermann’ı bulun der.


Yatakta huzursuz bir şekilde duran Ingrid odasına giren Andross’u görünce kendinden geçer ve ruhunu teslim eder. Aynı esnada karakolda Polis Dedektifi Klein Doktor Conrad Fishermann’ın sicilinde hiçbir leke olmadığını ama kardeşinin şaibeli ölümü dışında pek kara lekesi yok der. Daha sonra teknik şube çalışan Lang gelir ve kolyelerin içinde ultra sonik verici olduğunu belirtir ve bu verici ile bir yenilmez çeşit canlıyı kontrol edilebileceğini söyler.  Polis Dedektifi Klein bu yaratığın zayıf bir noktası var mı diye sorar. Lang yalnızca iki kaşının arasından vurursanız bu yaratığı öldürmeye muvaffak olursunuz der.

Melisa odasından şatonun dışında nöbet tutan Pablo’ya bakar ve odadan dışarı çıkınca amcası Conrad ile karşılaşır ve pardon amca diyerek odasına gider. Daha sonra Conrad odaya girerek yeğenini öldürmeye kalkışır. İçeri giren Andross Conrad’a saldırır ilk saldırıdan kurtulan Condrad merdivenlerde olan ikinci saldırından kurtulamaz bu arada Melisa ışığı yakıp söndürerek Pablo’yu çağırır. Şatoya giren Pablo Andross’a tüfekle üç el ateş eder ama Andross’ tesir etmez ve Pablo’yu etkisiz hale getirir ve polislerin gelmesiyle Andross kaçar. Daha sonra Pablo ve Polis Müfettişi Klein Melisa’ya bu katil bir tek sana zarar vermiyor onu durdurmak için tek şansımız sensin der. Uzun süre düşünen  Melisa işbirliği yapmayı kabul eder.  Gece vakti sokaklarda tek başına gezen Melisa Andross’u bulur ve tuzağa çeker. Pablo Melisa’ya yere yat dedikten sonra Pablo Andross’u  iki kaşının ortasından vurup öldürür Andross’un son lafı niye olur ve film biter.




25 Nisan 2015 Cumartesi

The Curse of the Mummy's Tomb


Filmimiz yirminci yüzyılın başlarında çöllerde esir tutulan bir adamın eşkıyalar tarafından öldürülmesine ve elinin koparılmasına şahit oluruz.  Bu arada Annette isimli genç kadın çadırda babasını bekleyip yanında bulunan John isimli şahsa saatin kaç olduğunu sorar.  John Annette’ye en son sorduğundan on dakika geçti diye cevaplar.  Annette babam kazı alanlarında bu kadar geç kalmazdı deyince John belki ilgisini çekecek bir şey bulmuştur güzel bir çöl kadını olabilir deyince Annette babamın bu şartlarda bulabileceği tek kadın üç bin senelik mumyalaşmış bir kadın olabilir der.  Bunun üzerine John bu baban için bile yaşlı olabilir der.  John Annete’ye sana bir içki daha ikram edebilir miyim der.   Annette olur amacınız beni sarhoş etmekse Paris’te muvaffak olabilirsin der ama romantik anları ani gelen rüzgârla birlikte içeri gelenlerle bozulur. Altmış yaşlarında bir adam olan Sör Gilles Annette’ye üzgünüm Annette babanı kaybettik der ve babasının (Filmin başında öldürülen adam) cesedini gören Annete ağlayarak çadırdan çıkar. John Annette’in babasına saygısızlık yaptığını düşündüğü adama tokat atar. Bunun üzerine Haşim adlı bir adam John’a bizim kitabımızda ölülere saygısızlık yoktur eminim yanlış idrak etmişsinizdir Bay Bray der. John Haşim’e kitabınızı çok iyi bilirim nevalelerimizi yağmalamak ve adamlarımızı kaçırtmak ilk başlarda yardımsever diniz Ra Antef’in mezarı bulununca kendinize saklamak istediniz deyince Haşim ne cüretle böyle suçlamalarda bulunursun hükümetimiz gereken her yardımda bulundu der. Sör Gilles Profesör Dubois anısına saygısızlık etmeyin hazinelerin ve kendi selametimiz açısından çalışmalarımızı Kahire’ye taşıyacağız ve dökme işlemlerini orada yapacağız der. Bunun üzerine John Haşim’e güvenlik tedbirlerin pek işe yaramamış çadırımızı toplayıp kaçıyoruz der. Haşim mumyanın lanetinden kaçınılmaz deyince John Haşim’e o mezarda yalnızca kadim bir prensin eşyaları ve kemikleri var bu keşif iyiliğe vesile olabilir der ama Annette’dan bir çığlık sesi gelir ve üç erkek Annette’ın yatağında Profesör Dubois’in kesik elini görürler. 
John,Annette ve Sör Gilles ganimetleri yükledikten sonra  Haşim gelip kazının sponsoru  Alexander King’in geldiğini haber verir. Bay King ile konuşmaya giden Sör Gilles Bay King’e kazıdan yetmiş bin sterlin kazanıldığını söyler. Bunun üzerine Bay King ağzındaki baklayı çıkarıp mumyayı müzede sergilemek yerine gösteri amaçlı teşhir edeceğini açıklar.  Haşim ve Sör Gilles bunun çok kötü bir fikir olduğunu söyleyerek karşı çıkarlar hatta Haşim bu konuyu üstleriyle konuşacağını söyleyip gider. Bunun üzerine Sör Gilles Bay King şayet çocukça teşhirde ısrarcıysanız ben bu projede yokum der.  John ve Annette’in yanına giden Bay King John’a artık bu projenin sorumlusu sensin hepimiz Londra’ya gidiyoruz der.  John şaşırınca Sör Gilles bu doğru projeden anlaşmazlıklar yüzünden istifa ettim der.  Bay King Annette ve John’u yerel bir lokantaya götürür.  John gelecek planlarını anlatırken kafileden bir adam gelip Sör Gilles’in acil çağırdığını söyler.  Olay yerinde bulunan Haşim ve Sör Gilles hiçbir şeyin kırılmadığını ve ne bir altının ne de bir değerli taşın çalındığını belirtirler. Olay mahallinde bulunan polisler sandığa konulmuş bekçinin cesediyle karşılaşırlar. Bu arada Annette kazıda çıkarılan eşyaların listelendiği dokümanın çalındığını söyler.  


Londra’ya giden gemi yolculuğuna çıkan John ve Annette konuşmaya başlarlar. Annette bir sene önce aynı gemi ile büyük ümitlerle geldiklerini belirtir ama nedense mumya tarafından huzursuz hissettiğini söyler. Bunun üzerine John Annette’ye mumyanın geminin deposunda güvenli ve kilitli durduğunu söyler. Bu arada Sör Gilles’i gören John Annette’ye Sör Gilles böyle devam ederse mumyadan farkı kalmayacak der. Bunun üzerine Annette John’a bu hiç komik değil John Bay King’in giriştiği iş yüzünden Sör Gilles bir Mısır’da kazı yapamayacak deyince John yazık çok iyi bir antik Mısır bilimcisiydi gençte değil emekliye ayırılabilir. Anette ve John’a iyi geceler dileyen Sör Gilles kamarasına çekilir ve bir süre sonra Sör Gilles’ın çığlığı duyulur. John hemen Sör Gilles’in  kamarasına girer ve hemen saldırganın saldırısına uğrar. Saldırgan kaçarken Annette’yi yakalar ve adamın biri öne atlayarak saldırganla yumruklaşmaya başlar ve en sonunda gemiden atar. Olaylar durulunca Annette ve adının Adam Beauchamp olduğunu öğrendiğimiz adam Sör Gilles’in durumunu sorar. John Sör Gilles’in önemli bir şeyi olmadığını yalnızca kafasında bir şişlik olduğunu söyler.  Annette John’a bu saldırının nedeni nedir diye sorar. John bilmiyorum deyince Annette bunun Ra hazineleriyle ilgisi olabilir mi diye sorar. Daha sonra Adam’a açıklamada bulunan Annette’ye Adam açıklama yapmanıza gerek yok yaptığınız keşif herkes tarafından biliniyor der. Muhabbet ilerledikçe Adam John ve Annette’yi Londra’daki malikânesine davet eder. John ilk başta kabul etmez ama Adam ısrarcı davranışlarıyla hem Annette’yi  hem de John’u ikna eder.
Annette ve John Adam Beauchamp’ın misafirleri olarak Adam’ın malikânesine gelirler. John Adam’ın Annette’ye duyduğu yakın ilgiden hoşnut olmaz.  Adam ikiliyi yarınki akşam yemeğine davet eder ama John Adam’n teklifini yarın Bay King’e hazine sandıkları açılırken bulunacağıma söz vermiştim der.  Bunun üzerine Annette’de bende seninle kalayım John der ve Adam’a gelmesini teklif eder.  Adam size ayak bağı olurum der ama sonra Annette’in ısrarlarına dayanamayarak gelmeye razı olur ve Ra sergisin başarılı olmasına hem de tanrıların bu arkadaşlığın sürmesi için kadeh kaldırır. Ertesi gün Bay King Ra teşhirin organizasyonu ile alakadar olurken Annette Adam’a  Ramses’in oğulları Ra ve Be’in hikayesini anlatmaya başlar. Ra hakikati ve edebi yaşamı araştıran bir düşünürken Be ise dünyevi zevklerin dibine vuran birisiydi Ra’ın popülaritesini kıskanan Be komplolar kurar. İç savaştan korkan Ramses çareyi oğlu Ra’yı sürgüne yollamakta bulur. Göçebe toplumun başına geçen Ra taç giyme töreninde ölüleri diriltebilen bir madalyon hediye edilir. Günler sonra Ra ilahların en güçlüsüne yalvararak doğduğu topraklara dönüp yapılan haksızlıkları düzeltmeye ant içer ama ağabeyin planlarını bilen Be suikastçılar gönderip ağabeyini işini bitirir ve suikastçılar menfur işlerine kanıt olarak Ra’ın elini götürürler. Bunun üzerine Adam peki madalyon bulundu mu diye sorar.  Annette bulunmadı deyince Adam bu hikâye efsaneden öteye gitmez der.  Bay King  Adam, John ve Annette’ye mumyanın tabutunu açar ve üçlü mumyaya şaşkınlık, hayranlık ve dehşet içinde bakarlar


Aynı günün akşamı Annette ve Adam oturma odasında konuşmaya başlarlar. Annette babasının gözüne girebilmek için bir erkekten daha fazla çalıştığını söyler.  Adam işe yaradı mı diye sorar.  Annette çöldeki elim olaya kadar evet der.  Konuyu değiştirmek isteyen Adam Annete’ye John ile olan ilişkisini sorar ve kadınların akademik çalışmalar yapmalarından hoşnut olmam deyince Annette Adam’a sanırım evde oturup nakış işlememizi istiyorsunuz der. Bunun üzerine Adam maksadımı yanlış anladınız ben kadınlar evlerinde de kazanabilir der. Adam’ın evlilik hakkındaki düşünce yapısı Annette’yi etkiler. Bu arada içeri John gelir ve Bay King’in çok çalıştırdığından yakınır. Bu arada John Annette’in çantasında bulunan madalyonu görür ve bir bakabilir miyim diyerek alır. John Annette’ye bunu nerden buldun diye sorar. Annette babam öldüğü gün bana vermişti der. John Annette’ye baban bunu mezardan almadı değil mi diye sorunca Annette babam hayatta öyle bir şey yapmaz diye cevaplar.  Lafa karışan Adam madalyon üstündeki hiyeroglifler eski krallığa ait olduğunu gösteriyor der.  Bunun üzerine John Adam’a nasıl bu kadar emin olabilirsiniz diye sorar.  Adam eski Mısır’a olan ilgisinin amatörce olmadığını söyler.  Bunun üzerine John madalyonu detaylı araştırmak için Sör Gilles’ın yanına gider. Sör Gilles’in yanına giden John çakırkeyif Sör Gilles’in Mısır’a ayak basması yasaklanan Mısır bilimcisi olur mu diye dert yanmasını dinler.  John madalyonun kökenini araştırırken Sör Gilles içki kadehini devirir ve John Sör Gilles’a dikkat etsene sakar ayyaş diyerek azarlar. Sör Gilles John’a görüyorum ki senin saygını da kaybettim der John özür dilemeye çalışır ama işe yaramaz. John araştırmaya dalmışken arka kapıdan giren gizemli şahsı fark etmez ve gizemli John’u etkisiz hale getirip madalyonu alır.
Ertesi gün John dışında herkes mumya Ra Antef’in sergisine gider.  Haşim Bay King’e hükümetimin teklifini kabul edin bu saçma işten vaz geçin der ama Bay King bildiğini okumaya devam eder.  Sahneye çıkan Bay King on sekiz ay süren kazı çalışmalarını anlattıktan sonra mumya Ra Antef’in tabutunu açar ve Ra Antef’in yerinde olmadığı anlaşılır. Bay King polislere olan biteni anlattıktan sonra John gelir ve Bay King’e mumyanın dirilme muskasına tabii tutulduğunu söyleyince Bay King Evlat kafana bayağı şiddetli darbe almışsın der. Daha sonra dışarıda yürümeye çıkan Bay King bir arka sokakta mumya tarafından bez bebek gibi fırlatılıp denize atılır.  Bu arada Sör Gilles malikânesinde içerken birden saklı hayatın anlamı yazılı kâğıdı bulur. Bu arada Haşim’den şüphelenen John Haşim’in kaldığı yeri araştırır ve Haşim’e yakalanır. Aynı esnada kitaplara gömülen Sör Gilles saklı yaşamı araştırırken mumyanın saldırasına uğrar ve feci şekilde ölür. Bu arada Haşim John’u aynı saflarda olduğuna ikna eder.
Gece olduğunda Adam  Annette’ye şiirler okur ve ardından Londra’dan gideceğini söyler ve Annette’ye yanımda gelir misin diye sorar.  Annette tabi gelirim der ve daha sonra John senin hatan değil John benim hatam umarım beni affedersin diye mektup yazar.  Annette yatmaya hazırlanırken birtakım sesler duyar ve bunun üzerine kontrol etmeye gider ve Adam’ın mumya tarafından dövüldüğünü görür.  Mumya Annette’in üzerine yürürken Adam mumyaya eski Mısır dilinden bir şeyler söyler mumyada karşılık olarak Adam’a şiddetli bir tokat atıp bayıltır. Daha sonra mumya kaçar ve içeri John, Hâşim ve Polisler gelir. Annette olanları anlatır. John ve Haşim malikânede beklerken mumya gelir polisler ağ yardımıyla mumyayı yakalarlar Haşim durun deyip mumya Ra’dan af dileyip secdeye yatar. Mumya Ra zorlanmadan ağı koparıp Haşim’in başını ayağı ile ezer.  Polis müfettişi John’a dönüp şüpheleriz de haklıymışsınız siz ve Bayan Dubois büyük bir tehlikenin içindesiniz der. Bu arada Annette Adam’a mumya sana neden saldırdı diye sorar. Adam sana açıklayacağım diyerek mahzene indirir. Mahzen resmen bir firavun odasını andırıyordur en sonunda ağzındaki baklayı çıkarır ve kardeşini öldürdüğü için sonsuz yaşam ile Be olduğunu öğreniriz.  Adam yani Be ağabeyi Ra’yı kullanıp lanetini sonlandırmak ister ve bu amaçta Annette’in yaşamı önem teşkil etmez.  En sonunda John ve polisler yetişir Be kapıları kaparken elinden olur ve lağıma gider. Be lağımda Annette’yi kurban edecekken Ra Be’yi lağımda boğup öldürdükten sonra kendini gömer ve film biter. 

Swamp Of The Living Dead

  Filmimiz korkunç görünümlü bir kadının bataklıkta gezmesiyle başlar. Kadını izleyen Çita gene o yaşlı cadı bataklıkta gizlice dolanıyor de...